"Her şeye rağmen anne babalarımıza ve onların ebeveynine ya da onların yerindeki kişilere -bize ettikleri muamele saf eziyet olsa dahi- bir minnet borcu duymamız gayet normaldir. Anladığımız kadarıyla bu duygu ahlâkin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak samimi duygularımızı ve kendi hakikatimizi, taşsız bir mezara gömmemize sebep olan bir ahlâk türüdür bu." Sabah ezanından sonra Çakırlı yollarına düşen arabada, deyim yerindeyse nefes sesi bilem duyulmuyordu. Ön tarafta, kahyanın kıyında oturan Nazif efendi, yol akıp giderken kara düşünmekteydi. Yalan kelam etmeyi sevmezdi, dosdoğru yaşamak isterdi ama işte evlat kısmı elini kolunu bağlıyodu adamın. Bi de Gülfidan tembihlemişti; " Anam babam duymasın, varsın beni yerimde eyi bilsinler. Başıma geleni babam işitse kahrından ölür, asıl onu hiç

