" Biliyordun." Diye mırıldandım. Gecenin ayazında içi bir kuş yuvası gibi sıcacık olan arabamızda, kulaklarımı uğuldatan sessizliği bıçak gibi yırtmıştı kısık sesim. " Neyi biliyordum?" diye sordu Hamza kaşlarını çatarak. Sanki anlamamıştı ne demek istediğimi! " Biliyordun işte!" diye tekrarladım bu sefer kalbimdeki kırılan aynanın keskin bir köşesini batırır gibi daha sertçe. Hamza başını ağır hareketlerle çevirdi, bana döndü ve kısa bir süre yüzüme baktı. Utanmıştım. Mahcuptum. Ama öfkem hepsinden ağır basıyordu şimdi. " Neyi bildiğimi sorguluyorsun? Anlamadım." Dedi. Beni konuşmak, itiraf etmek için zorluyordu belli ki. Sen söyle diyordu bana çaktırmadan, yediğin haltları anlat beni yorma diyordu paşam! " Eylemlere gittiğimi ve gerisini anlatmıştır Murat komiser." Dedim bu sefer gö

