Ön Okuma

213 Words
Uzun zaman önce, yıldızlarla beslenen antik bir tanrıça, dünyayı korumak için gökyüzünde yükselen bir kale inşa etmişti. Ancak insanlar, tanrıçanın gücünü kıskanarak onu dünyadan uzaklaştırdılar ve kaleyi yok ettiler. Tanrıçanın öfkesiyle, yıldızlar dünyayı terk etti ve insanlar kendi kaderlerine terk edildi. Ta ki yıldızlar, kendilerine yeni bir kurban bulana kadar... Bu kurban, kendi halinde okula gidip gelen bir lise son öğrencisiydi. Okulun en çalışkan, ama kimsenin yüzüne bile bakmadığı bu çocuk, uzun zamandır gördüğü rüyaları bazen stres altında olmasına, bazen oynadığı oyunlara, bazen ise fazla uykusuz kalmasına bağlıyordu. Sebebin, binlerce yıldızın kaybolan tanrıçalarını aramak için onunla iletişime geçmek olmasını elbette kimse tahmin edemezdi. Ama çok yakında bunu öğrenecekti. Yıldızların ihtiyacı olan şey, gerçek bir sevgiydi. Gerçek sevgi; kehanetteki çocuğu yıldızlara getirecek ve tanrıçalarını bulmak için onlara yardım edecekti. Lakin gözü derslerinden ya da oynadığı oyunlardan başka bir şey görmeyen bu gencin, gerçek bir sevgi ile karşılaşması sandıkları kadar kolay olmamış ve altı yıldır beklemelerine sebep olmuştu. Sonsuz yaşamları olan yıldızlar için elbette bu bir sorun değildi. Ama intikam ateşi onları çoktan sarmıştı. Tanrıçalarını onlardan ayıran, bu insan denen varlıkları bir an önce yok etmeleri gerekiyordu. Bunun için neredeyse her gün onlarcası çocuğun rüyalarını yönetiyor, onunla iletişime geçmeye çalışıyor ve onu izliyordu. Ama sonuç hep hüsrandı. Ta ki, yıldızların yarattığı genç kızı görene kadar...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD