İki hafta sonra... ~İpek~ Kahvaltı masasını özenle hazırlarken içim içime sığmıyordu. Nihayet bugün Kağan Emir dönüyordu. Dün akşam konuştuğumuzda sabah havalimanında olacağını söylemişti. Onu karşılamak için havalimanına gitmek istemiştim ama kabul etmemişti. Ben de gelişini güzel bir kahvaltıyla kutlamaya karar vermiştim. Son krepin de tavadan tabağa kaymasını izledikten sonra, onu dikkatlice servis tabağına yerleştirdim. Tabağı alıp mutfaktan çıktım. Tabağı masaya yerleştirip, masanın tamamına şöyle bir göz gezdirdiğimde içime sinen bir görüntüyle karşılaştım. Kaşarlı patates mücver, kuru domatesli zeytin salatası, dumanı üstünde tüten çay… Kağan Emir’in sevdiği her şey burada. Elimi cebime atıp telefonumu çıkardım. Numaranın üzerine gelip arama tuşuna bastım. Telefonu kulağıma götü

