Çilem'den
Yiye yiye tırnak kalmamıştı ama adam hiç geri adım atacak gibi görünmüyordu. Arada bana baktığını hissediyordum. Bakışları delici ve yoğundu. Bir milyon için kalkıp bilmem nerelerden gelmişti. Nefesimi toplayıp başımı kaldırdım. Benimle aynı anda başını bana çevirdi. Hissiz yüzünde küçük bir merhamet kırıntısı bile yoktu. Kalbimin atışları bir hızlı bir yavaş derken iyice bunalıma girdim.
"Bak abicum" dedim sesimi yumuşak tutmaya çalışarak ama yediğim soğuk yüzünden sesim çatallı çıkmıştı. Ben boğazımı temizlemek için öksürürken
"Ben senin abin değilim?" diye tısladı. Kaşlarım çatıldı. Kardeşim mi diyeyim?
"Sen bana ufaklık dedin önce" Bunu bir kabul etsin bakalım. Sinirlendiğini belli edercesine öne doğru hafif geldi. Ne korkunç bir adamdı ya. Hani erkekler kadınlara dayanamazdı? Yoksa bu adam beni kadın yerine mi koymuyordu? Geri vites Çilem'cim, geri vites.
"Tamam demiyom abi, kusuruma bakma" yüzüme hafif bir gülümseme yerleştirmeye çalıştım. Belki şirin görünürsem bir iki laf etmeme izin verirdi. Bana tek kaşını havaya kaldırarak bakınca dudaklarım düz bir çizgi halini aldı. Anlaşılan güzellikten anlamıyordu.
"Sen dedun, ihtiyacım yok..." dedun diyemeden
"Sabah sabah kafamı şişirdin lan, kes sesini" kaşlarım seyirdi. Bu mendebur suratlı adam bana nasıl böyle davranabilirdi? Ben insanca konuşmaya çalıştıkça karadeniz damarıma basıyordu.
"Seni ben mi çağırdum? Gelmeseydun? Borcu da param oldukça ödiyeceğum. Şimdi çık git evumden yoksa polis çağırurum" Bana inanamayan bir ifade ile baktı. Bende kendi söylediklerime inanamamıştım.
"Çağır polisi bakalım" dedi meydan okuyarak. Ellerini koltuğun kenarına koydu ve bedeninin olduğundan daha büyük görünmesini sağladı. Bunu psikopat filminden mi alıp gelmişlerdi? Gerçi bu kadar korkutucu bir film izlememiştim hiç. Sessiz kaldım. Kalmak zorunda kaldım desem daha doğru olacaktı sanırım.
"Bende öyle düşünmüştüm. Şimdi çeneni kapat" dedi tekrar. Hanzoya bak sen? Sesime bile tahammülü yoktu. Bu şu hikayelerde ki kötü başrollere benzemiyor muydu? Hani kızı zorbalar, sonra kıza aşık olur. Sen benimsin ülen falan der. Sonra kız da aşık olur falan filan. Yok canım daha neler. Beni görünce adam diken batmış gibi deliriyor. Yada ben şu durumda neden böyle saçma sapan şeyler düşünüyorum?
Saniyeler dakikaları, dakikalar yine dakikaları kovalarken, (dakikalar geçmiyor, geçmiyor) nefes sesleri dışında hiç bir şey duymuyorum. Sonunda bahçede duyduğum fren sesiyle ayağa fırladım. Mendebur suratlı adama bakmadan kapıya koştum. Bunu beklemiyor olacak ki arkamdan bir küfür savurdu. Dış kapıya koşup kapıyı açtım. Kolumu sert şekilde yakalayıp beni geriye çekti sert şekilde. Canım fazlasıyla yanmış boşlukta savrulmuştum.
"Bırak beni" diye bağırdım. Kolumu sıkıp kapıyı tamamen açtı.
"Baba" diye bağırdım.
"Çilem" diye karşılık geldi.
"Adamı içeri sokun" hanzo sert sesiyle emir verdi. Beni oturma odasına doğru sürüklerken direndim. Bağırıp beni bırakmasını istedim ama izin vermedi. İçeriye geçince
"Rahat dur yoksa elimden bir kaza çıkacak" ona itaat edecek miydim? Tabi ki hayır.
"Bana emir veremezsun" diye karşılık verdim. Bu adam beni sonunda pataklarsa şaşırmayacaktım ama ben kolay lokma değildim. Babamı içeri sokarlarken kapıya baktım. Babam endişeli gözlerle bana bakıyordu. Baştan sona babamı süzdüm neyse ki ona bir şey yapmamışlardı.
Tuna Han dan devam
Babasını içeriye soktukları zaman elimden kaçmaya çalıştı. Ona izin verir miydim?
"Baban da geldiğine göre paramın başına ne geldiğini öğrenebiliriz artık" Baba kızın gözleri birbirine kenetlendi. Hangisinin suçlu olduğunu anlamaya çalışırken fazlasıyla dikkatliydim. Belki de her ikisi birden suçluydu kim bilir?
"Kızımın bir suç"
"Baba" diye uyardı onu kız.
"Borcumuzu ödeyeceğiz, bize zaman tanıyun"
"Parama ne oldu diye sordum?" sabrım bitmiş yeni sabır paketimi bile tüketmişlerdi. Sessizlik oldu.
"Babam hasta"
"Ben harcadum" ikisi aynı anda karşılık verdi. Bakışlarım yaşlı adama çevrildi. Bakışlarında ki suçluluk hala biraz aklının yerinde olduğunu gösteriyordu.
"Demek sen harcadın?"
"Hayır" diye araya girdi küçük kız. Boyuna posuna bakmadan birde bana dikleniyordu.
"Para benum hesabıma gelmişti"
"Çilem saçmala" babası kızını uyardı. Şimdi de farklı bir boyuta taşınmıştı olay. Adamın kumarbaz olduğunu öğrenmiştim. Kumara bulaşan bir insan her türlü hatayı yapabilirdi.
"İkinizde kesin" sinirle konuştum. Onca işim gücüm arasında birde onlarla uğraşıyordum.
"Borcumuzu takside böler misun? En kısa
sürede ödeyeceğiz" bu kızın anlama sorunu mu vardı?
Yazar'dan devam
"Para mı şimdi alacağım"
"Durumumuzun olmaduğuni bilysun. Taksit et" sesinin tonunu korumaya çalışırken Çilem zorlanıyordu. Babasını korumak için uğraşıyordu yine. Sanırım bu babası için son iyiliği olacaktı. Eğer babasını ele verirse öldürülür diye korkuyordu. Kendisi kız olduğu için bir şansı vardı veya yoktu. Ne olursa olsun babasını ölüme terk edemezdi. Adamlar hiç tekin birine benzemiyordu.
"Bugün istiyorum para mı" Çilem sinirle soludu. Ne değerli parası vardı?
"Yok işte. Canımızı mı alacasun?"
"İkinci seçenek olarak göz önünde tutuyorum" Çilem ciddi mi diye yüzüne baktı. Ciddi görünüyordu.
"Son kez soruyorum param nerde?" Tuna Han sinirle sordu.
"Yok"
"Yok" Baba kız aynı anda söyledi. Çilem önce babasına daha sonra tanımadığı adama baktı. Yüzünde merhamet aradı ama yoktu.
"O zaman ikinci seçeneği devreye sokmak zorundayım" Çilem'in kalbi hızla attı.
"Değer mi?" diye sordu.
"Fazlasıyla değer. Sizin gibi insanlar dan nefret ediyorum" dedi Tuna Han sert sesiyle.
"Yapamazsun"
"Babayı götürün yan odaya" dediği zaman Çilem panikle elini tanımadığı adamın koluna koydu. Gözleri dolmuştu.
"Lütfen" dedi ağlayarak. Bu karşısında ki adamı yumuşatmak yerine daha da sinirlendi.
"Götürün" diye bağırdı. Adamlar Çilem'in babasını götürürken Çilem, Tuna Han'a vurmaya başladı. Elinden kurtulamadığı gibi birde sıkı tutulan kolu morarmıştı. Tuna Han sabırla yorulmasını bekledi. Çilem sonunda kendini yere doğru bırakırken Tuna Han kolunu bıraktı. Çilem yere düştü. Sakinleşmek için derin nefes alsa da fayda etmiyordu.
"Kes zırlamayı" diyen adama bakışlarını çevirdi.
"Babama ne yapacasun?"
"Sence?"
"Başka bir çözümü olmalı?"
"Evet para mı getir"
"Yok diyrum niye anlamıyorsun?"
"Yada sen benimle geleceksin"
"Ne?" Çilem gerçekten anlamamıştı.
"Benimle Mardin'e gelecek, ben ne istersem onu yapacaksın" Çilem'in elleri hızla üst kısmına giderek kendine sararken.
"Seni ırz düşmanı sapık" diye bağırdı. Tuna Han yüzünü buruşturdu sesiyle.
"Karar senin" diyerek koltuğa yöneldi Tuna Han. Çilem'in gözleri sinirle onu takip ediyordu. Bu adamın kulakları kendi söylediğini duymuyordu herhalde?
"Başka seçenek vardur"
"Evet hava da yankılanan bir kurşun sesi" Çilem duraksadı. Boğazı bağırmaktan kurumuştu. Zaten dünden beri bir şey de yememişti.
"Bana ne yapacasun?" Bunu bilmeliydi.
"Buna sonra karar vereceğim" diyen adamla kafası iyice karıştı.
"Bunu kabul edemem"
"Sen bilirsin" Tuna Han ayağa kalkıp bir adım atınca Çilem bacağına yapıştı. Tuna Han onu bir böcek gibi ayağından silkerken Çilem daha sert yapıştı bacağına.
"Ne istiyorsun yine?" Tuna Han tüm sabrını bu evde kullanmıştı.
"Bu evi al" Tuna Han'ın kaşları çatıldı.
"Hayır"
"Satarsın"
"Hayır dedim"
"Namusum dışında her şeyi yaparum. Bana dokunmayacak yada satmayacaksun" Tuna Han elini Çilem'in omuzuna koyup geriye itti ve bacağını kurtardı.
"Tamam" diyerek kestirip attı. Çilem ona güvenmiyordu. Adamın sadece tipten 20 yıl yatarı vardı. Çilem susmadı. Şartlarını söylemeye devam etti umutsuzca. Tuna Han geçiştirip babasını tekrar oturma odasına çağırdı. Bağırış çağırış derken Tuna Han iyice sinirlenmişti.
"Kızı borç karşılığında alıyorum " dediği zaman yaşlı babasının gözleri büyüdü.
"Beni alın, onu bırakun"
"Sen işime yaramazsın kumarbaz" Tuna Han tükürür gibi konuştu.
"Kızı mı götüremezsun"
"Seyret" Tuna Han Çilem'in kolunu kavradı. Onu dışarıya doğru sürüklerken
"Biriniz bir süre onunla kalacak, diğerleri benimle gelsin" Çilem direnmekten yorulmuştu. Namusuna zarar gelmedikten sonra her işi yapabilirdi. Adam tamam demişti. Zaten Çilem'in ne istediğinin önemi yoktu. Resmen kaçırılıyordu. Dışarı çıkınca Tuna Han, Çilem'i arabaya tıktı. Onu kendisiyle götürmekte kararlıydı. Yola çıktıkları zaman başka çaresi olmadığını biliyordu. Üstünde sadece bir etek bir bluz ile götürülüyordu. Babasına kızgındı. Kızgınlıktan öte kırgındı. Onu nasıl bu duruma sokabilirdi? Hiç düşünmemişti bunların olabilileceğini? Kumar denen illet Çilem'in hayatını da mahvetmişti. 1 milyonu ödemesi yıllarını alırdı. Hatta onlarca yılını. İşi gücü yoktu. Senelerdir 50 bini yığmak için yırtınmıştı. Babasını affetmeyecekti. Bu bir hata değil Çilem'in hayatına kasıttı. Hemde en kötüsünden...