İKSİR DÜKKANI

781 Words
Bakışmamız sanki yanlış anlaşılacak gibiydi bu yüzden gözlerimi çektim ama ruhum sanki hala Ace'e bakıyordu hala o zifiri siyahlara bakıyor gibiydim. karnımdaki kasılma sanki göğsüme uzanıyordu yüzüm ekşiyordu ama kimseye belli etmek istemiyordum bu yüzden ayakkabılarıma indirdim bakışlarımı. Ace'in çokta umuruna olduğum söylenemezdi zaten anında Diane'nın dudaklarına bir öpücük kondurmak ile meşguldü. kalbim acısa da bu görüntüye daha fazla bakmak istemiyordum. bakışlarımı etrafta gezdirmek en iyisiydi bu sırada izleniyormuşum gibi bir hisse kapıldığımda tam karşımdaki duvarın köşesinde bana bakan bir çocukla göz göze geldim. ışıkların altında yüzünü tam seçemiyordum ama bana bakıyordu buna emindim. kendimi boğuluyormuş gibi hissettiğim için bulunduğum ortamdan ayrılmaya ihtiyacım vardı. "Birazdan gelirim." diyerek arkadaşlarımın yanından ayrıldım nereye gideceğimi bilmeyerek sola arenanın en dip köşesine doğru yürüdüm. sonunda çıkmaz duvarla karşılaştığımda kendimi yumuşak midelerin üzerine doğru attım. normalde arenanın zemini taş ve çimlerden oluşurken bu geceye özel her yer pürüzsüz taş bir zemine dönüştürülmüştü. öylece etrafı izlerken arkadaşlarım olduğu masayı oturduğum için göremiyordum. "Kutlama için biraz sessiz bir köşe değil mi?" öyle dalmıştım ki biraz önce bana bakan gencin yanıma geldiğini bile fark etmemiştim. gece olmasına rağmen Beyaz saçları ışıkların altında belli oluyordu. sivri ve kalkık burnu, belirgin çene hatlarıyla gerçekten yakışıklı bir gençti. kaba görünmemek adına gülümsedim boyunu oturduğum yerden seçemesem de uzun olduğunu anlayabiliyordum. "Galiba böyle bir kalabalığı ilk kez gördüğüm için biraz heyecanlandım." gülümsüyordu sanki gülerken gözlerinin içi parlıyor gibiydi izin ister gibi yanımdaki minderi işaret ettiğinde sadece başımı salladım. elindeki içeceklerin birini bana uzattığında mahcup bir şekilde aldım. "Birinci sınıfsın değil mi?" galiba birinci sınıflar burada çok çabuk kendini ele veriyordu. "Evet adım Chise." gülümsüyordu tanıştığımızdan beri kalbi sanki neşeyle çarpıyor ve dudaklarına yansıyor gibi sadece dudakları değil altın rengi gözleri de sadece gülümsüyordu. "Ben Darvell ikinci sınıf hava ve yıldırım büyücüsüyüm." "Darverll." Gökyüzüne baktı Darvell ismi sanki uzak diyarları anımsatıyordu. "Kartalların şehri demek, Ben eski çağlarda ismi Safir adaları olan bir yerde doğdum. o yerin büyücüleri eskiden adanın tepesindeki büyük yuvalarda Altın Kartalların yaşadığını anlatıyordu. anlattıklarına göre altın kartallar adanın ne tepesinde durur ve şehri gözetlerlermiş, her Kral ve Kraliçe seçimlerinde sarayın üzerinde uçarlarmış her ana tanık olduğu için onlara Tanrıların tanıkları da demişler. nesilden nesile aktarılan bir efsaneye dönüştü zamanla ama adadaki büyücüler için hala çok saygı görülür ailem içinde öyle. Annem gözlerimin altın rengi olduğunu görünce bana Altın kartalların ruhunu taşıdığımı söyleyerek bu ismi vermiş." beyaz saçlarına elini geçirerek dudaklarını büzdüğünde gerçekten çok sevimli ile yakışıklı arasında dolanıyordu ama Ace'in yerini alamazdı galiba. hikayesi gerçekten çok ilgimi çekmişti bu yüzden şaşırmıştım da. "Vay canına ben Cadılar ormanında büyüdüğüm için bu gibi hikayeleri hiç duymadım benim ismimin öyle efsanelere konu olacakk bir hikayesi yok." "Cadılar ormanını çok duydum galiba evlilik dışında hiçbir erkek büyücünün girmesine izin verilmiyormuş değil mi?" "Evet, orman bilmediğimiz bir büyü ile korunuyor ailem zaman başladığında bu orman var olmuş derdi büyük babam ile büyük annem zaman iblislerinin soyundan geliyorlar onlar eskiden ormanın ağaçlarının Neflemler denilen konuşan ağaçların olduğu bir yer olduğunu ama sonradan konuşma yetilerini kaybederek korunma büyüleri ile yok olduklarını anlatırdı." dikkatini çekmiştim gözleri merakla parlarken küçük bir çocuk gibiydi. "Senin gücün peki?" yüzüm düşmüştü tam olarak bilmesem de bildiğimi söylemeliydim galiba. "Kahin olduğumu sanıyorum." "Sanıyor musun?" o an sinirlenmiştim boş ve gereksiz duygularımdan kurtulmak için geldiğim bu köşede Darvellin son sözleri bir anda duygu patlaması yaşatmıştı bana sinirli ve öfkeli bir şekilde baktığım an gülmesi dudaklarında asılı kalmıştı. oturduğum minderden kalkarak yüzümü karanlıktan çıkardım. "Evet beğenemedin galiba. doğru kahin olmak sizin hava büyünüz kadar önemli olmamalı." bir anda benim gibi telaşla ayağa kalktığında onu beklemedim bile arkamı dönerek yürümeye başladım "Hayır ben çok özür dilerim Chise öyle demek istemedim asla." ben ise gereksiz bir alınganlıkla hem kendime şaşırıyor hem de öfkem artmaya devam ediyordu Darvell bana yetişmeye başladığı an topuklu ayakkabılarıma aldırmadan koşmaya başladım bana yetişsin istemiyordum o an utanmaya başlamıştım. arenadan çıkarken gözlerim Diane ile sarmaş dolaş aşk yaşayan Ace'ı gördüğünde öfkem daha da büyümüştü. kimseyi umursamadan odama çıkıp sadece karnımdaki iğne batması gibi olan histen kurtulmak bu gece yaşanan rezil anlarımı unutmak adına uyumuştum. sabah gözlerim aralandığında çok erken uyanmıştım Freyanın uyanmamasına dikkat ederek üzerime günlük kıyafetlerimi giyerek şehre gitmek için akademinin çıkışında bekleyen at arabalarından birine binerek şehre kadar sessizce dün geceki anları zihnimden silmeye çalışıyordum. daha akademinin ilk gününde kendimi tecrübesiz duygulara kaptırıp gecemi mahvetmiş üstelik arkadaşlarım acaba hakkımda ne düşünüyorlardı hiçbiri ile yüz yüze gelemeyecek kadar utanç içerisindeydim. iksir dükkanlarının bulunduğu sokakta inerek yeni yeni canlanmaya başlayan dükkanları geziyordum. açık hava bana gerçekten iyi gelmişti. annemin iksir şişeleri gibi çeşitli iksirlere bakmak gerçekten güzeldi. raflarda parıldayan şişelerin içlerini merak ederken bir anda gözüme bir şişe çarptı. basit yaraları iyileştirmek için kullanılan bir şifa iksiriydi. almak için arkamı döndüğümde dükkanın kapısından içeri giren Ace ile olduğum yerde kalakalmıştım dahası Darvell de yanındaydı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD