Boğazıma dayanmış, ucu sivri, zehir saçan bir bıçak vardı. Uçurumun kenarındaydım, düşmeme ramak kalmıştı lâkin gerçekleri görüp yaşamaktansa ölmeyi istiyordu bedenim. Zihnim ise inatla yaşamaktan bahsediyordu. Ben senin annenim. Hayır. Hiç olmadı ki. Ben senin annenim. Benim annem ruhuma bağladığım dilek çaputlarını koparıp gitti. Ben senin annenim. Sarsak bir adım attım… Gerçekleri zikrettim. Benim annem öldü. İliklerime kadar buz kesmiş kanım, soğukluğu ile yaktığı yerlere asit damlatıyordu. Titrek bir soluk aldım, soluğum gibi ellerim de titrekti. Attığım sarsak adımlar kimi zaman sekteye uğrasa da pes etmedim, yürüdüm. Eve kadar yürüdüm. Ayaklarım yorulsa da yürüdüm. Telefonum çaldı, bakamadım bile. Eve vardığım an, kapı ben daha çalmadan açıldı. "Neredesin sen?" Donuk

