İnsan parmak uçlarına kadar üşüyüp, iliklerine kadar yanabilir miydi? Ben yanıyordum. Öyle bir yanıyordum ki, cehennem ateşi olsa utanırdı kendinden. "Arkın?" demekten alıkoyamadım kendimi, ucu bucağı olmayan mavi gözleri beni kendi girdabına çekiyor, soru işaretleri ile kaynayan zihnimi daha da çıkmaza sürüklüyordu. Ben hastanedeyken bir şey mi olmuştu? "Hım?” Yüzünü saçlarıma gömdü, içine derin bir nefes çekti. Bunu yaparken mırıldanmayı ihmal etmemişti. "Bu durumu neye borçluyuz?" dedim göçük altında kalan duygularıma gem vururcasına. Hafif kirli sakallarını şakağıma sürterek ılık nefesinin yüzüme vurmasını sağladı. "İnsan bir kere kaybetme korkusunu yaşayınca, gözü kör oluyor,” diyerek alnıma küçük bir buse kondurdu. Yutkundum. Böyle anlarda en çok yaptığım şeydi yutkunmaktı.

