Nutkum tutulmuştu. Bana karşı bir şeyler hissettiğinin farkındaydım fakat böylesi bir şey beklemiyordum. Sözleri resmen kalbimi ürpertmişti. Dokuz yıldır bu duyguları içinde taşıdığını söylemesi ise beni en çok korkutan tarafıydı. "Bir şey söylemeyecek misin?" Beklenti dolu bakışları saçlarımda, gözlerimde, dudaklarımda, ellerimde; kısacası her yerimdeydi. Bu durumda mutlu olmam mı gerekirdi ya da heyecan dolu? "Ben..." Ne söyleyecektim ki? Şaşkınlık kara bir deliğin yutması gibi yutmuştu beni. Soluğumu ciğerlerime hapsetmiş dışarı çıkmasına izin vermiyordu. Zihnim bu kara deliğin içinde oradan oraya savrulurken gözlerim yalnızca Bulut'un yeşillerine odaklıydı. "Ben sana karşı ne hissettiğimi bilmiyorum." Dudaklarımdan benimle alay edermişçesine dökülen bu cümleyi söylememem gerekiyo

