8. HİÇ

1098 Words
"Uyanmışsın." Bulut'un ilgili sesi kulaklarımı doldurdu. Yaklaşık on dakikadır boş bakışlarım tavana sabitliydi ama Bulut uyandığımı yeni fark etmişti. Ellerimi kıpırdatmak istedim fakat tüm kaslarım sanki bıçakla kesilmiş gibi acıyordu. En çok da yüreğim acıyordu... "Yağmur? İyi misin?" Sorduğu soruyu komik buldum, böyle bir durumda nasıl iyi olmamı bekliyordu ki? "Eğer istersen-" "Annem nerede?" Bulut'un sözlerini tamamlamasına izin vermeden hırsla konuşmuş ve başımı hızla onun olduğu tarafa çevirmiştim. Yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu aslında. Konuşup konuşmamak arasında ikilemde kalmıştı ve bana acı dolu gözlerle bakıyordu. Kelebeklerini aradım, yoktu. Hepsi kaybolmuştu. "Bilmiyorum." Kısık çıkan sesi içimde bir canavarın uyanmasına sebep olmuştu. Şuh bir kahkaha attım. "Bilmiyorsun, öyle mi? Her şeyi biliyorsun ama annemin nerede olduğunu bilmiyorsun?" Cümlemin sonlarında tiz bir sesle bağırmış, yattığım yerde doğrulmuştum. Bulut'un yeşillerindeki acı kırıntılarını bir sarmaşık gibi sarmıştı endişesi. "Yağmur, lütfen sakin olur musun?" Kontrol altında tutmaya çalıştığı bedeni hafiften sarsılmaya başlamıştı. "Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Ne demek sakin ol?" Gözlerimi büyütmüş, ellerimi saçlarıma geçirmiş, dişlerimi sıkmaya başlamıştım. Bulut'a baktıkça çıldıracak gibi oluyor, onun üzerine atlayıp ona delicesine vurmak istiyordum. O ise hiçbir şey yapmıyordu. Endişe sarmaşıklarının saniyeler geçtikçe büyüdüğü bakışlarıyla bana bakıyordu. "Neredeyim ben? Kimin evindeyim?" Gözlerimi odada kısaca gezdirdim. Ufak bir odaydı ve sadece bir kanepeyle küçük bir sehpa vardı. Sehpanın üstünde beyaz renkli bir vazo... "Benim evimdesin." Bana af diler gibi baktı. Sertçe yutkundu ve hiç beklemediğim bir anda üzerinde yarı oturur pozisyonda bulunduğum kanepeye çıktı. Aniden bacaklarımı iki yanından tuttu ve birbirine bastırdı. Korkuyla çığlık atıp ondan kurtulmaya çalıştım ama kolları çok kuvvetliydi. "Ne yaptığını sanıyorsun sen? Bırak beni!" Çığlığım evi inletirken Bulut'un hiç umrunda değilmiş gibi görünüyordu. "Şimdi uslu bir kız olup beni dinleyeceksin Yağmur. Beni suçlayan bakışlarını fark etmediğimi mi zannediyorsun? Ya da benden nefret ediyormuş gibi baktığını? Susup beni dinleyeceksin!" Bağırdığı için yerimde hafifçe sıçrarken göğsüm korkudan hızla inip kalkıyordu. Yüzüme yapışan saçlarımı kulaklarımın arkasına sıkıştırdım ve titreyen dudağımı sertçe ısırdım. "Önce biraz sakinleş ve benden korkma. Sana asla ama asla zarar vermem." Dediği şey üzerine kaşlarımı çattım ve "Benden babamın hastalığını sakladın. Yakın zamanda benimle evleneceksin. Şimdi ise geçmiş karşıma sana zarar vermem diyorsun. Senin zarar vermeme anlayışın bu mu?" diye kontrolsüzce bağırdım. Bulut gözlerini yumdu ve başını öne eğdi. Bacaklarımda olan elleri biraz olsun gevşemişti. "Bak ne desen haklısın ama beni dinleyince neyi neden yaptığımı daha iyi anlayacaksın." Başı öne eğik olduğu için sesi boğuk geliyordu. Ya da benim kulaklarım sinirden zonkluyordu. "Seni dinlemek istemiyorum. Seninle evlenmek istemiyorum. Seni istemiyorum." Başını hızla yukarı kaldırdı ve yeşillerini bana dikti. Kelebekleri geri gelmişti. Ama bu sefer kanatları kapalı gibiydi ve hareket etmiyorlardı. "Beni dinleyeceksin!" Ürktücü çıkan sesine rağmen inat ettim. "Hayır. Hayır. Hayır." Sözcüklerim dudaklarımdan çıktığı gibi Bulut'un üzerine atladım ve onu kanepeye yatırdım. O daha ne olduğunu bile anlayamadan üzerinden hızlıca kalkıp yere indim. Tam koşmaya hazırlanırken belimi tuttuğunu hissettim ve halıya düştüm. Sinirle bağırırken Bulut beni çekiştirip ayağa kaldırmıştı. "Yağmur kendine gel!" Sesi sanki nefretim tarafından yutulmuştu. Ondan o kadar çok nefret ediyordum ki bana yalvarır gibi bakan kelebeklerini parçalamak istiyordum. Sehpanın üstünde duran vazoyu alıp Bulut'un başına geçirdim ve vazo paramparça oldu. Onun kaşı benim de elim kanarken kaçmayı son bir kez daha denedim. Vazoyu kafasında parçaladığım için içimdeki canavar bir nebze olsun rahatlamıştı. Bulut'un acı ve isyan dolu sesi kulaklarımı tırmalarken kanlı elimi çelik kapının koluna attım. Tam kapıyı açacakken bedenim hızla savruldu ve sırtım sertçe duvara çarptı. Çarpmanın etkisiyle inlerken gözlerimi ne olduğunu anlamak için etrafta gezdirdim. Birkaç saniye sonra da Bulut'un bedenini, bedenimde hissettim... Beni duvara tüm gücüyle yaslamıştı ve kendi vücudunu da benim vücuduma bastırıyordu. Bileklerimi sıkıca tutup başımın hizasına getirdi ve duvara sabitledi. Yeşilleri sersemlemişti ve bana sorgularcasına bakıyordu. Gözlerimi boynuna indirdim ve ikimizin de hızla nefes alıp verdiğini gördüm. Göğüslerimiz birbiriyle temas halindeydi ve hem heyecan hem de telaştan dolayı bir aşağı bir yukarı hareket ediyordu. Bana bu kadar yakın olması kendimi iyi hissettirmemişti. Aksine ondan uzaklaşmak ve intikam almak istemiştim. Peki neden intikam alacaktım ki? Ben böyle bir kız değildim. Asla kimseye vuramaz, kimse hakkında böyle şeyler düşünemezdim. Ama babamla yaptığı 'ortaklık' beni çileden çıkarmıştı. "Yapma Yağmur. Yalvarırım... Bize bunu yapma..." Sıcak nefesi dudaklarımı okşarken bedenimi biraz olsun ondan kurtarmaya çalıştım. Kalbim daha bir farklı atmaya ve hızlanmaya başlamıştı. Nefesi, bu kadar büyük bir etki yaratabilir miydi? "Biz diye bir şey yok Bulut Sarer. Biz, yokuz." Ona soyadıyla hitap etmemden hoşlanmamışa benziyordu. Gözlerini kıstı ve sanki mümkünmüş gibi beni duvarda daha çok sıkıştırdı. Kaşından akan kan çenesine kadar süzülmüştü. Derince iç çekti. "Bana sadece adımla hitap et Yağmur. Soyadımla değil." Dudaklarımda alaycı bir gülüş belirdi. "Emredersiniz. Başka ne istersiniz? Karınız olayım mesela? Evinizin hanımı?" Yüzü asıldı ve alnını alnıma dayadı. Kaşındaki kanın alnımda bıraktığı ıslaklık beni rahatsız etmişti. Beyaz tenimde büyük bir tezatlık oluşturduğunu göremesem de biliyordum. "Neden beni dinlemedin ki?" Kendi kendine konuşuyor gibi mırıldanmıştı ama saniyeler geçtikçe anlam veremediğim bir şekilde nefesi hızlandı ve bileklerimdeki elleri biraz olsun gevşedi. Parmakları avuçlarımı keşfe çıkarken "Benden uzaklaş." diye ona karşı geldim. Başını çok yavaşça iki yana salladı ve burnunu burnuma acele etmeden, sakince sürttü. Bu temasları beni bir yandan heyecanlandırıyor bir yandan da ateşin içine çekiyordu. Bunları yapmamalıydım. Bulut'a karşı böyle şeyler hissetmemeliydim. Çünkü o benden sır saklamıştı, bana yalan söylemişti ve benimle zorla evlenecekti. "Git Bulut, git." İtirazlarım boşunaydı. "Gidemem. Senden gidemem..." Fısıltısı bir meltem gibi dudaklarımı tekrar okşamıştı. Nefesimi tuttum ve bileklerimi tutuşu iyice gevşemiş olan ellerinden kurtardım. "Git." Tok sesim onu irkiltti. Alnını alnımdan, sarsılan bedenini de aniden benden çekti. Elleri iki yanına düştü ve geriye doğru sendeledi. "Gerçekten gitmemi istiyor musun?" Sesi annesini kaybetmiş bir çocuğun sesi gibiydi. Kalbim sıkışırken 'ona nasıl kıyabiliyorsun?' diye seslendi. Bulut'a kıyabilir miydim? Şu son birkaç haftadır yanımda olmaya çalışan, bana destek olan, beni dış görünüşümle asla yargılamayan Bulut'a kıyabilir miydim? O bana kıymıştı. Hem de en yakınımla kıymıştı: Babamla kıymıştı. "Kar tanen eriyor Bulut, görmüyor musun? Sen gitmezsen eriyip yok olacak." Dudaklarımdan çıkanlar canımı çok yakmıştı. Kalbim lime lime olurken, gözlerim yanmaya, gözpınarlarım ıslanmaya başlamıştı. Bulut'un yüzü keder ve acıyla kasılırken sol gözünden bir damla yaş kanlı olan çenesine doğru süzüldü. Kaşındaki yarığa baktım, içimde pişmanlık yelleri eserken bunu ona nasıl yapabildim diye düşündüm. "Ya-Yanılıyorsun. Asıl ben gidersem kar tanem erir, yok olur. Gidemem, senden gidemem." Bulut'un sesi kısıldı ve göz yaşları onu esir aldı. Çelik kapının önüne resmen yığıldı ve ufak bir çocuk gibi hüngür hüngür ağlamaya başladı. O ağladıkça ben kahroldum. O ağladıkça ben kavruldum. Ama yanına gidip ona sarılmadım, sarılamadım. İçimdeki aldatılmanın acısını yok sayamadım ve sırtımı duvara yasladım. O ağlarken, ben onu izledim. O ağlarken, ben onu kollarıma almadım. O ağlarken, ben ona yoldaş olmadım. O bana hep destek olurken, ben ona hiçbir şey olmadım. Ben onun için bir hiç olmayı seçtim...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD