2. Bölüm

1194 Words
Normalde bugün bölüm günü değil ama stokta bölüm var ve biraz hikaye ilerlesin diye bölüm atayım dedim. Keyifli okumalar. __________________ Miray Servet hocadan nefret ediyordum. Öyle takıntılı öyle pislik bir insan ki... Dersine girersem moralim dibe çöküyor, girmezsem notlarım. Üniversitede devam zorunluluğu olan ders ne demek Allah aşkına? İlk okul veledi miyiz biz? Peki iki saatten uzun ders ne demek? Biz robot muyuz? Statik en nefret ettiğim ders diyebilirim. Gerek ders olarak gerek dersi veren hoca olarak. Servet hoca bir zombi gibi saldı bizi sınıftan. Öyle bir terk edişimiz vardı ki dersliği, sanırsın savaş çıktı da füzelerden kaçıyoruz. “Çok down durumdayım,” dedi Sibel ağzını yayarak. Kaç kere dedim arkadaşıma şöyle ağzını yayma cringeleniyorum diye. Beni goshtluyor her seferinde. “Kahve bizi push eder,” dedim yürümeye devam ederken. Her yerimden çantalar ve kitaplar sallanıyordu. “Yapamayız!” dedi Asena tiyatral bir tavırla. “Sanat Tarihi var.” Sanat tarihi hocamız Ferhat hoca zombiden halliceydi. Harry Potter’daki tarih öğretmeni gibi sanki dersin ortasında ölmüş de ruhu anlatmaya devam etmiş gibiydi. Bir insan Bernini’yi nasıl bu kadar ruhsuz anlatır? “Asalım,” dedim histerinin eşiğin. “Ben yapamıyorum kızlar. Ben bu okula olan inancımı kaybettim.” “Saçmalama geri zekalı!” dedi Asena. “Burnoutun sırası değil MirI. Son senede değil!” dedi Sibel’de gözlerini baya baya. Sibel benim adımı söylerken Mir’i Türkçe ‘ay’ı ise ‘I’ şeklinde söylerdi. “Ama yine de iyi ilerledik,” dedim ve sırıttım. “Yürü!” dediler ve iki kolumdan da asıldılar. Akşam yedide kampüsten çıkabildik nihayet. Kahve değil ama hamburger yemeye Beşiktaş’a indik. Eşyalarımı arabaya bıraktığımda hafiflediğimi hissettim sanki. Mimar olmak ne zormuş. Bir de aile işin olması ve başka şık bırakılmaması. Hamburgerciye girip menüden birer menü sipariş ettikten sonra yayılmıştık üçümüzde. Üniversitede tanışmış, ilk sene birbirimizden haz etmemişken ikinci sene kanka olmuştuk. Derin meseleler azizim, sonra anlatırım. Sibel Ankara’lıydı. Ailesi de tam bir Ankara’lı memur aile tipiydi. Bir evin bir kızı, şımarık biraz da. Ama pamuk gibi kalbi vardı arkadaşımın, karıncaya bile kıyamazdı. Asena Adana’lı. Bazen Adanalı damarı tutsa da genelde Türkçü damarından şikayetçiyiz. Bir anda Altaylardan Tuanaya çalmaya başlarsa yanınızda, bilin ki Asena’nın telefonu çalmıştır. Ailesi Adana’nın toprak zenginlerinden ve iki abisi bir ablası var. O da evin en küçüğü olmanın şımarıklığını taşıyor. Ben de Miray. Mimarlık şirketi olan bir ailenin en küçük çocuğu ve tek kızıyım. Yani Sibel ve Asena’nın kombo yapmış hali gibi düşünebilirsiniz beni. Tam bir ılık götlüyümdür ve nefret ederim zora gelmekten. İşte insan sonunda olmaktan korktuğu yere geliyor. Dört senedir kutlu bir mücadele veriyorum Mimarlık fakültesinde. Sibel’in deyişiyle Lore’umu yazıyorum! “Çok bunalıyorum. Evde de çok sıkıcılar. Yaz olsa kulübe yüzmeye falan giderdik.” “Sömestr olsa Uludağ falan yapardık,” dedi Sibel hüzünlü hüzünlü. Sibel’in bizim cemiyetten çok zengin bir sevgilisi var. Kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor çocukla. Üzülüyorum. Ama Sibel böyle oynatmasa gözü dışarda ibnenin. Asena ve ben tek tabancayız. Asena ilişki düşünmüyor, benimse ilişkilerim olsa da aradığım heyecanı bulamadım henüz. “İhhh!” diye bir nida koyverdi Sibel. Bunun İngilizcesi yok sanırım. “Noldu?” Panikledik Asena ve ben. “Kerim,” dedi Sibel dehşet içinde. “Joyfridens’de hesap açmış!” O ne kız? Neşeli arkadaş sitenin adı da... “Ben duymadım daha önce hiç,” dedim anlamayarak. “Ya Pelin atmış şimdi. Hiç sevmiyorum bu embesili de. f**k sitesi sanırım. Öldürücem bu adamı!” Sibel ve Kerim’in bir cuple adı var: SiKer. Ve ben eminim benim arkadaşım o cuple adının hakkını vere vere Kerim’i siker. “Dur neymiş bakıcam,” dedim meraklı meraklı. Telefonuma uygulamayı indirdim. Onlar da uygulamayı indiriyorlardı. Hesap açma kısmına geldi sıra. Hım, benden elitlik ve dürüstlük bekliyor site. “f**k sitesi olmayabilir,” dedi Asena benim gibi, güvenlik duvarıyla karşılaşınca. “Ya da elitlerin f**k şeysi. Onlar daha secret takılırlar.” Ben kendi adıma site açamayacağım için bir nickname seçtim. Güneş ve Ay’ın tanrıçası Selene. Se-Le-Ne Selene Selene. Mesleği mimar yaptım ama baş mimarolarak yer ettim sitede. İstikbalim parlak bence. “Başımıza bela olmaz di mi?” dedi Asena gergin. “Ay yok artık, bir uygulamaya girdik diye afaroz edilmeyiz.” Edilebiliritemiz vardı. “Aman, koyun götüne rahvan gitsin!” dedim. Aradığım heyecanı bulmuştum. Sitede hep clas insanlar vardı. Avukatlar, mühendisler, CEO’lar, CFO’lar falan. “Bir şey diyeceğim, çok komik,” dedi ve bir hesap gösterdi bize Sibel. Hesap bilgilerine göre adam hem psikolog hem gazeteci hem kendi şirketinin patronu hem de vekil oğluydu. “Yok ebesinin amı!” dedi Asena. Bana da biraz abartı gelmişti. “İkinci işimi Tanrıça mı yapsam?” dedim ciddiyetle. “Senin de ebenin amı,” dedi Asena. Küfür etmek onda bir konuşma stiliydi. “Benim ebem erkekmiş.” “Onun si-” ağzını kapatmamla sustu. “Toplum içinde am sik muhabbetini kapatalım lütfen,” derken garson belirdi tepemizde. Garip bir bakışma yaşandı. Asena yapacağını yapmış, hesap bana kalmıştı. Herkes yer içer hesabı Miray öder. “Teşekkürler,” dedim utanç içinde. “Öf Kerim’i bulamıyorum. Directory bağlarsam çıkar.” “Sen de onda çıkarsın geri zekalı!” dedim sitemle. “Sakın hiçbiriniz öyle bir mallık yapmayın. Vallahi sizi silerim!” Edepli kızlar arkadaşlık sitesinde f**k badi aramaz. Neyse ki ben edepsiz bir kızım. “Yemeğimizi yiyelim,” dedi Asena. Sibel yemek boyunca sevgilisi Kerim’i aradı durdu. Bulması imkansız gibiydi çünkü uygulama derin bir dehlizdi. Üstelik bir milyondan fazla kullanıcısıyla popüler bir uygulamaymış. “Aaa shipleme özelliği de varmış,” dedi Sibel hevesle. “Senin sevgilin var geri zekalı!” dedi Asena. Geri zekalı derken her harfte bir küfür ediyordu sanki. “Artık yok,” dedi Sibel. “Böyle bir sitede hesap açan bir my love olamaz.” “Emin değilsin başkasının lafıyla iş yapma,” dedim elimi dizine koyarak. Dudağının kenarı ketçap olmuştu. Uzanıp peçeteyle dudağının kenarını sildim. “Öpüşçek misiniz?” diye sordu Asena dik dik. “Siktirip gider misin?” “Gruba kalmam zaten,” dedi salak. Göz devirdim. Uygulamada gezinmeye devam ettim. “Bir şey diyeceğim,” dedim hevesle. “Her iddiasına varım bu kalantorlardan birini tavlarım ben. Ama gerçek tavlamaktan bahsediyorum.” “Aşık etmek gibi mi? Nesine gidiyoruz iddiaya?” “İddiaya mı giriyoruz? E nasıl ispatlayacağız aşık ettiğimizi?” “Aşk sınavına sokalım,” dedim hevesle. “Okul aklını almış bunun. Vizeler ve finaller olarak da kademelendirelim istersen.” “Ben ciddiyim ya!” dedim hevesle. Aradığım heyecanı bulmuştum. “Böyle bir şeyin ciddiyeti mi olur?” “Olmasın, maksat eğlenmek. Sitede birini seçeceğiz kendimize, zor bir hedef olacak ama. Sonra da aşık edeceğiz. Ama kendimize de değil, çakma bizlere.” “Yükseldim,” dedi Sibel. Kerim’i ghostlamıştı çoktan zihnen. Cuple adları ziyan mı oldu şimdi? “Nesine?” dedi Asena. Hırslı kızdı, kazanmadan bırakmazdı. “Kaybedenler kazananın bitirme projesine yardım edecek. Ama kendi ödevi gibi yardım edecek.” “O zaman güz dönemi bitene kadar bir ay zamanımız var,” dedi Asena. “Sonrasında anlamı kalmaz.” “Anlaştık.” dedim hevesle. “Anlaştık.” dedi Sibel intikam ateşiyle yanarken. “Anlaştık.” dedi Asena hırsla. Ve anlaşma mühürlendi. Bölüm Sonu Buraya kadar geldiysen artık ekiptensin. 🖤 Bölümü beğendiysen bir kalp bırak, aklından geçenleri yorumlara yaz ve yeni bölümleri kaçırmamak için takibe al. Hikâyeyi sevecek bir arkadaşın varsa ona da gönder, birlikte fangirl/fanboy yapalım. Bir sonraki bölümde görüşürüz!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD