İstanbul’un gri sabahı, Aras Karadağ’ın dairesinin devasa camlarına çarpan yağmur damlalarıyla uyandı. İçerideki hava, dışarıdaki fırtınadan daha ağır ve basıktı. Aras, gece boyunca hiç uyumamıştı. Çalışma odasındaki monitörlerin mavi ışığı, yüzündeki yorgunluk çizgilerini ve gözlerindeki o paranoit parıltıyı daha da keskinleştiriyordu. Önündeki ekranlarda, Karadağ Holding’in en mahrem dijital verileri akıyordu. Murat’ın son bir haftalık telefon trafiği, Emir’in Londra ile yaptığı tüm yazışmalar ve holdingdeki diğer kilit isimlerin banka hareketleri... Aras için artık "sadakat" bir erdem değil, kanıtlanması gereken bir veriden ibaretti. Kapı hafifçe vuruldu. İçeri giren Murat’tı. Murat, patronunun bu halini beş yıl önceki o karanlık dönemden hatırlıyordu ama bu kez durum farklıydı. Ar

