Sadakat Prangası

683 Words
​İstanbul’un gri sabahı, Aras Karadağ’ın dairesinin devasa camlarına çarpan yağmur damlalarıyla uyandı. İçerideki hava, dışarıdaki fırtınadan daha ağır ve basıktı. Aras, gece boyunca hiç uyumamıştı. Çalışma odasındaki monitörlerin mavi ışığı, yüzündeki yorgunluk çizgilerini ve gözlerindeki o paranoit parıltıyı daha da keskinleştiriyordu. ​Önündeki ekranlarda, Karadağ Holding’in en mahrem dijital verileri akıyordu. Murat’ın son bir haftalık telefon trafiği, Emir’in Londra ile yaptığı tüm yazışmalar ve holdingdeki diğer kilit isimlerin banka hareketleri... Aras için artık "sadakat" bir erdem değil, kanıtlanması gereken bir veriden ibaretti. ​Kapı hafifçe vuruldu. İçeri giren Murat’tı. Murat, patronunun bu halini beş yıl önceki o karanlık dönemden hatırlıyordu ama bu kez durum farklıydı. Aras’ın bakışlarında sadece öfke değil, bir "avcı"nın titizliği vardı. ​"Efendim, istediğiniz raporlar hazır," dedi Murat, sesi hafifçe titreyerek. Aras’ın önüne bir dosya bıraktı. "Ancak Gece Hanım’ın asistanı Emir hakkında... şüpheli bir durum tespit ettik." ​Aras, yerinden yavaşça doğruldu. Sesi, bir bıçağın bileylenmesi kadar keskin ve soğuktu. "Anlat Murat. Tek bir kelimeyi bile atlama." ​"Emir, yangının çıktığı gece, olaydan sadece iki saat önce yurt dışı menşeli, şifreli bir numarayla on dakikalık bir görüşme yapmış. Görüşmenin içeriğine ulaşamıyoruz ama sinyal Londra’dan geliyor. Ayrıca, Gece Hanım’ın haberi olmadan bazı finansal transferleri takip ettiğini fark ettik." ​Aras’ın elindeki kalem, parmaklarının arasında çıtırtıyla kırıldı. "Demek Emir... Gece’nin en güvendiği adamı. O da mı bu oyunun bir parçası?" ​Yüzleşme ve Korku ​Aras, odadan fırtına gibi çıktı. Gece, mutfakta kahvesini yudumlarken Aras’ın o korkutucu enerjisini anında hissetti. Aras, Gece’nin tam önünde durdu, aralarındaki mesafeyi hiçe sayarak üzerine eğildi. ​"Bana bak Gece," dedi Aras, sesi fısıltı kadar alçak ama bir o kadar da tehditkardı. "O her şeyi bilen, kusursuz asistanın Emir... Ona ne kadar güveniyorsun?" ​Gece, kahve fincanını masaya bıraktı. "Emir benim ailem gibidir Aras. Onu bu işe karıştırma. Senin paranoyan herkese sıçramaya başladı." ​"Ailem dediğin adam, biz o evde canlı canlı yanmadan iki saat önce Londra ile gizli görüşmeler yapıyordu!" diye kükredi Aras. "Anlamıyor musun? Seni korumaya çalışırken etrafındaki herkesin seni sattığını görüyorum. O yangın bir tesadüf değildi. Oraya nasıl gelindiğini sadece senin en yakınındakiler bilebilirdi." ​Gece’nin yüzü bembeyaz oldu. "Emir yapmaz... Olamaz." ​"Olur Gece. Herkesin bir fiyatı vardır ya da herkesin korktuğu bir hayalet. Şimdi Emir buraya gelecek. Ve ben ona sormam gerekenleri soracağım. Senin yönteminle değil, benim yöntemimle." ​Sorgu Odası ​Bir saat sonra Emir, Aras’ın dairesinin alt katındaki kapalı otoparkta, iki korumanın arasında ayakta duruyordu. Aras, karanlığın içinden yavaşça belirdi. Elinde hiçbir silah yoktu ama bakışları herhangi bir silahtan daha öldürücüydü. ​"Emir," dedi Aras, sakince etrafında dönerek. "Gece Hanım sana çok değer veriyor. Seni bir kardeş, bir dost olarak görüyor. Ama ben dostluklara inanmam. Ben sadece gerçeklere inanırım. Yangın gecesi Londra ile ne konuştun?" ​Emir, yutkundu ama geri adım atmadı. "Aras Bey, bu benim özel hayatım ve profesyonel sınırlarım dahilinde." ​Aras, bir anda Emir’in boğazına yapıştı ve onu arkasındaki beton kolona sertçe vurdu. Aras’ın parmakları Emir’in gırtlağını bir mengene gibi sıkıyordu. "Profesyonel sınırlar bitti Emir! Gece o yangında ölebilirdi! Eğer bir kelime daha yalan söylersen, seni o yangından kalan küllerin içine gömerim. Kiminle konuştun?" ​Emir, nefes almakta zorlanırken zorlukla konuştu: "Gece Hanım’ın... Londra’daki... avukatıyla. Sizin hakkınızda... kanıt topluyorduk. Gece Hanım’ın talimatıyla..." ​Aras, ellerini yavaşça çekti. Bu cevap, beklediği ihanetten daha çok acıtmıştı. Gece, o sahil evinde onun kollarında uyurken bile, arka planda onu bitirmek için avukatlarıyla görüşüyordu. Aras için bu, yangından daha büyük bir yıkımdı. ​Gölgedeki İzleyici ​Aras, yukarı çıktığında Gece’yi salonda beklerken buldu. Aras’ın gözlerindeki o kırılmışlık ve öfke harmanı Gece’yi ürpertti. ​"Sana bir şey sormayacağım Gece," dedi Aras, sesi artık tamamen duygusuzdu. "Sadece şunu bil; seni korumak için dünyayı yakmaya hazırdım. Ama görüyorum ki sen, o dünyayı benim başıma yıkmak için zaten her şeyi hazırlamışsın. Şimdi dışarıdaki o hayaletten mi korkmalıyım, yoksa yanımdaki kadından mı?" ​Aras, hiçbir şey söylemeden evden çıktı. Gece, salonun ortasında yapayalnız kalırken telefonuna bir mesaj düştü. Mesaj gizli bir numaradandı ve sadece bir fotoğraf içeriyordu: ​Yangın yerinde, küllerin arasında parlayan, Gece’ye ait o gümüş anahtarlığın fotoğrafı. Altında tek bir cümle yazılıydı: ​"Aras seni dünyadan siliyor Gece. Ama ben seni her yerden izliyorum."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD