Aynalar Labirenti

651 Words
​Gece, ekranda beliren fotoğrafı gördüğünde nefesinin kesildiğini hissetti. Şu anki yatak odası, loş ışıklar ve kendisi... Fotoğraf o kadar netti ki, kameranın tam olarak nerede olduğunu anlamak için başını kaldırdığında odadaki kristal avizenin içindeki minik, kırmızı bir ışık yansımasıyla göz göze geldi. ​"Kafestesin." ​Kelimeler beyninde yankılanırken, Gece’nin içindeki o "Londra’lı Demir Lady" anında uyandı. Aras’a verdiği o "şans", bir saniyede zehirli bir hayal kırıklığına dönüştü. Aras onu sadece korumuyordu; onu bir laboratuvar faresi gibi izliyordu. Ama asıl soru şuydu: Bu fotoğrafı ona kim gönderiyordu? Aras mı onu delirtmeye çalışıyordu, yoksa Selim hala hayattaydı ve Aras’ın sistemine sızacak kadar güçlenmiş miydi? ​Sessiz Karşı Atak ​Gece, telefonunu yastığın altına geri itti. Titreyen ellerini yumruk yaparak sakinleşmeye çalıştı. Aras’ın yan odaya geçtiğini ve muhtemelen şu an onu izlediğini biliyordu. Yüzüne en masum, en huzurlu ifadesini yerleştirdi. Yavaşça yataktan kalktı, üzerine ipek sabahlığını geçirdi ve sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi Aras’ın çalışma odasına doğru yürüdü. ​Kapıyı açtığında, Aras hızla önündeki üç monitörü kapattı ama o mavi ışığın odadaki yansımasını tamamen yok edemedi. ​"Uyuyamadın mı?" diye sordu Aras. Sesi, az önceki o paranoit avcıdan eser yokmuş gibi yumuşaktı. ​"Seni yanımda göremeyince..." dedi Gece, Aras’ın masasına kadar yürüyüp arkasından ona sarılarak. "Aras, gerçekten her şeyi geride bıraktık, değil mi? Bana yalan söylemiyorsun?" ​Aras, Gece’nin kollarının arasında bir an duraksadı. Sırtında hissettiği o sıcaklık, aslında en büyük yalanının üzerini örtüyordu. "Geride kaldı Gece. Sadece senin güvende olduğundan emin olmak istiyorum." ​Gece, Aras’ın boynuna bir öpücük kondururken masanın altındaki merkezi işlemci ünitesine (CPU) kısa bir bakış attı. Londra’da öğrendiği en önemli şey, her sistemin bir arka kapısı olduğuydu. Aras onu izliyorsa, Gece de Aras’ın sistemine sızacaktı. Hem de Aras’ın en yakınındaki ismi kullanarak. ​Sabah – İlk Hamle ​Ertesi sabah Aras holdinge geçtiğinde, Gece evde "yalnız" kaldı. Ya da o öyle sanıyordu. Kameraların onu izlediğini bilerek mutfağa geçti, bir kahve yaptı ve tabletiyle ilgileniyormuş gibi göründü. Ama aslında yaptığı şey, Murat’a gizli bir mesaj göndermekti. ​“Murat, Aras’ın sisteminde bir açık var. Gece yarısı bana gelen mesajları o görmeden incelememiz lazım. Yoksa ikimiz de yanacağız. Yarım saat sonra evin arka bahçesinde, kameraların kör noktasında ol.” ​Murat, telefonuna düşen bu mesajla buz kesti. Patronu Aras’ın her şeyi izlediğini biliyordu ama Gece’nin bu kadar doğrudan bir hamle yapacağını beklememişti. ​Yarım saat sonra, Aras ekrandan bahçeyi izlerken Murat’ın bahçıvanla konuştuğunu gördü. Her şey normal görünüyordu. Ama o sırada Gece, çamaşır odasındaki küçük bir havalandırma boşluğundan Murat’a bir zarf uzatmıştı bile. ​Zarfın içinde, dün gece ona gelen o "Kafestasın" mesajının çıktısı ve tek bir soru vardı: ​"Aras mı, Selim mi? Kararını ver Murat. Çünkü bu kale yıkılırken altında kalan ilk kişi sen olacaksın." ​Akşam – Büyük Çatlak ​Aras akşam eve döndüğünde, havada bir şeylerin değiştiğini hissetti. Gece her zamankinden daha neşeli, daha "teslim olmuş" görünüyordu. Akşam yemeğinde Aras’ın elini tuttu, gelecek planlarından bahsetti. Ama Aras’ın cebindeki telefonu titrediğinde, Murat’tan gelen mesaj tüm o sahte huzuru yerle bir etti: ​"Efendim, Gece Hanım bugün Londra’daki gizli bir server’a sızmaya çalıştı. Sanırım sizin sisteminizi hacklemek için bir yol arıyor. Bana da yaklaşmaya çalıştı ama geri çevirdim." ​Aras, masanın altından yumruğunu sıktı. Gece’nin yüzündeki o tatlı gülümsemeye baktı. İkisi de birbirine yalan söylüyordu. İkisi de birbirini en çok sevdiği anda, en derinden bıçaklamaya hazırlanıyordu. ​Aras kadehini kaldırdı. "Dürüstlüğe Gece... Hayatımızdaki tek gerçek şeye." ​Gece kadehini tokuştururken gülümsedi. "Dürüstlüğe Aras. Asla bitmeyecek olan o bağa." ​Kadehler çarpıştı ama o ses, aslında aralarındaki son güven kırıntısının kırılma sesiydi. Aras artık emindi; Gece bir yılan gibi deri değiştirmişti ve onu yok etmeden durmayacaktı. Gece ise artık biliyordu; Aras onu korumuyordu, onu sadece bir "koleksiyon parçası" olarak kafesinde tutuyordu. ​Ve karanlık koridorun sonunda, Aras’ın bile kontrol edemediği bir kamera, bu yemeği saniye saniye başka bir yere; Selim’in sığınağına canlı yayınlıyordu. Selim, yüzündeki yanık izlerini okşayarak mırıldandı: ​"Yakında birbirinizi parçalayacaksınız... Ve ben sadece külleri toplayacağım."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD