Kurtlar Sofrasında Tek Başına

872 Words
​​İstanbul’un üzerine çöken kirli sis, "Altın Kanat" Hukuk Bürosu’nun camlarını bir perde gibi örtmüştü. Gece Aksoy, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte büronun toplantı odasına girdiğinde, elinde sadece Aras’ın o gece yarısı kopyalattığı analog dosyaların bulunduğu siyah bir çanta vardı. Üzerindeki siyah kaşmir paltoyu çıkarıp sandalyenin arkasına asarken, Vedat Bey ve ekibinin gece boyunca uyumadığını, önlerindeki kahve bardaklarından ve kanlanmış gözlerinden anladı. ​Gece, masanın tam ortasına Aras’ın şifreli notlarını ve banka dekontlarının analog kopyalarını sertçe bıraktı. "Vaktimiz dar," dedi, sesi odaya yayılan soğuk bir rüzgar gibiydi. "Aras içeride her saniye Selim’in adamlarıyla burun buruna gelirken, biz burada nezaket kurallarıyla vakit kaybedemeyiz. Vedat Bey, istediğim veriler elinizde mi?" ​Vedat Bey, önündeki tableti Gece’ye doğru çevirdi. "Gece Hanım, haklıymışsınız. Aras Bey’in tutuklanmasına neden olan o off-shore hesaplarının IP izlerini sürdük. Transferlerin yapıldığı gece, sinyaller İstanbul’un üç farklı noktasından eş zamanlı olarak çıkmış. Aras Bey’in o saatte sizinle sahil yolunda olduğuna dair mobese kayıtlarını ve sizin aracınızın GPS verilerini dosyaya ekledik. Fiziksel olarak bu transferleri yapması imkansız. Ancak..." ​"Ancak ne?" diye sordu Gece, gözlerini kısmış bir avcı edasıyla. ​"Ancak bu transferlerin onaylanması için Aras Bey’in özel şifreli anahtarı (token) kullanılmış. Bu anahtar her zaman Aras Bey’in boynunda veya kasasındaydı. Yani sisteme sızan kişi, Aras Bey’in en mahremine, en yakınına kadar girmiş biri." ​Gece’nin çenesi kasıldı. Zihninde tek bir isim yankılandı: Murat. ​"İkinci toplantıyı burada bitiriyoruz Vedat Bey," dedi Gece ayağa kalkarak. "Siz bu IP çelişkisini ve fiziksel imkansızlığı 'savunmanın kalbi' yapacaksınız. Medyaya sızdırılacak olan 'kumpas' başlıklarını ben ayarlayacağım. Şimdi asıl sızıntıyı temizleme vakti." ​İhanetin Soğuk Yüzü: Murat ile Randevu ​Gece, Aras’ın artık sahibi olmadığı o holdingin otoparkına girdiğinde kalbi bir davul gibi çarpıyordu ama yüzünde en ufak bir duygu kırıntısı yoktu. Murat’ı, holdingin arka tarafındaki o metruk depoya çağırmıştı. Burası, Aras’ın bir zamanlar düşmanlarını "konuşturduğu" yerdi; şimdi ise Gece, Aras’ın en sadık sandığı adamını burada yargılayacaktı. ​Deponun ağır metal kapısı gıcırdayarak açıldığında, Murat içeride bekliyordu. Üzerindeki ceket kırışmış, gözleri altındaki morluklar derinleşmişti. Gece’yi gördüğünde yutkundu ama kaçacak yeri olmadığını biliyordu. ​"Gece Hanım... Burası güvenli değil. Neden buraya çağırdınız?" ​Gece, Murat’ın tam karşısında durdu. Aralarındaki mesafe sadece bir adımdı ama o adımda binlerce yıllık bir ihanet gizliydi. Gece, çantasından bir zarf çıkarıp Murat’ın göğsüne vurdu. Zarfın içinden dökülen fotoğraflar, Murat’ın Londra’daki kız kardeşinin hastane kayıtları ve Selim’in adamlarıyla bir kafede yaptığı görüşmenin gizli çekimleriydi. ​"Bize ne kadar fiyat biçtin Murat?" diye sordu Gece. Sesi o kadar alçaktı ki, Murat bu fısıltının altındaki dehşeti her hücresinde hissetti. "Aras sana canını emanet etti. Ben sana güvendim. Ama sen, o şifreli anahtarı Selim’e verdin, değil mi? Aras’ın kasasını o gece sen açtın." ​Murat’ın gözleri doldu, dizlerinin bağı çözülür gibi oldu. "Gece Hanım... Mecburdum. Kardeşim... Onu öldüreceklerini söylediler. Selim bir hayalet değil, bir canavar. Her adımımızı biliyordu. Aras Bey zaten bitti demişlerdi, en azından kardeşimi kurtar dediler..." ​"Aras bitmedi!" diye bağırdı Gece. Sesi deponun duvarlarında yankılanırken, Murat’ın yakasına yapıştı. "Aras bitmeyecek! Ama sen bittin Murat. Sen sadece Aras’a değil, bu hayatta sahip olduğun tek şeye, sadakatine ihanet ettin. Selim sana ne vaat etti? Para mı? Güvenlik mi? Bak bakalım şu an neresin? Selim seni koruyor mu, yoksa seni burada benim önüme bir yem gibi mi attı?" ​Murat hıçkırarak ağlamaya başladı. "Ben sadece... kurtulmak istedim." ​Gece, Murat’ı tiksinerek geri itti. "Sana iki seçenek sunuyorum Murat. Ya şimdi buradan çıkıp polise gidersin ve Selim’in seni nasıl tehdit ettiğini, Aras’ın anahtarlarını nasıl çaldığını ve o sahte hesapları Selim’in nasıl kurguladığını tek tek anlatırsın... Ya da ben, Aras’ın dışarıdaki tek eli olarak, senin o çok sevdiğin kız kardeşinin Londra’daki tüm imkanlarını bir telefonla keserim. Selim sana sahip çıkmaz Murat, o sadece kullanır ve atar." ​Murat, Gece’nin gözlerindeki o mutlak karanlığı gördü. Bu, Aras’ın karanlığından bile daha korkutucuydu; çünkü bu karanlığın içinde bir de "adalet" hırsı vardı. ​"Her şeyi anlatacağım," dedi Murat, sesi titreyerek. "Selim’in bana gönderdiği mesajları, buluşma noktalarını... Her şeyi kaydettim. Bir gün Aras Bey’in beni öldüreceğini biliyordum, o yüzden kendimi sağlama almak için kopyalar almıştım." ​Gece, Murat’ın cebindeki telefonu tek bir hamlede çekip aldı. "Bu telefon artık bende. Şimdi Vedat Bey’in ofisine gidiyorsun. Orada her şeyi itiraf edeceksin. Eğer yolda kaçmaya çalışırsan, Selim’den önce ben seni bulurum. Ve inan bana Murat, ben Selim kadar merhametli olmam." ​Yalnızlığın Zirvesi ​Murat depodan bir enkaz gibi çıkarken, Gece deponun ortasında tek başına kaldı. Elleri titriyordu. Aras’ın en yakınındaki adamın bile bu kadar kolay devrildiğini görmek, ona dışarıdaki dünyanın ne kadar tekinsiz olduğunu bir kez daha hatırlatmıştı. Artık hiç kimsesi yoktu. Parası yoktu, kariyeri yoktu, unvanı yoktu. Ama elinde Selim’i yok edecek o büyük itirafın anahtarı vardı. ​Gece, deponun tozlu camından gökyüzüne baktı. Aras’ın hücresinde hayal ettiği o güç, şimdi Gece’nin parmaklarının ucundaydı. Selim’in kurduğu o dijital imparatorluk, bir insanın "vicdan azabı" ve "korkusu" karşısında çatırdamaya başlamıştı. ​"Duyuyor musun Selim?" diye mırıldandı Gece. "Duvarların yıkılıyor. Ve bu sefer o enkazın altında sen kalacaksın." ​Gece, Murat’ın telefonundaki ses kayıtlarını dinlemeye başladığında, Selim’in sesini ilk kez bu kadar net duydu. Selim sadece Aras’ı değil, Gece’yi de oyunun içine çekmek için büyük bir plan yapıyordu. Ama Gece’nin bu istifası ve Murat’ı bu kadar çabuk çözmesi, Selim’in hesaplamadığı bir "arıza"ydı. ​Savaş artık adliye koridorlarından çıkmış, bir kadının tek başına verdiği o ölümcül satranç oyununa dönüşmüştü.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD