Selim, şehrin çeperindeki o izbe hangarda, paslı bir sandalyede oturmuş, önündeki siyah-beyaz güvenlik monitörlerini izliyordu. Sol tarafındaki yanık izleri, odadaki titrek ışıkta daha da derin, daha da korkutucu görünüyordu. Elinde Aras’ın babasından kalma o eski parayı çevirirken, gözleri tek bir ekrana odaklanmıştı: Murat.
Aras’ın sağ kolu, sır küpü, her şeyi... Murat, holdingin otoparkına aracını park etmiş, inmek üzereydi. Selim, telsizin düğmesine bastı. Sesi, mezardan gelen bir fısıltı gibi Murat’ın araç kitine sızdı.
"Zaman doluyor Murat. Efendin Aras, analog dünyaya dönerek kurtulacağını sanıyor ama senin banka hesaplarındaki o küçük hareketlenmeyi, kız kardeşinin Londra’daki tedavi masraflarının kimin tarafından ödendiğini hala bilmiyor."
Murat, direksiyonun başında donup kaldı. Gözleri dikiz aynasına takıldı ama kimseyi göremedi. "Sen kimsin?" diye fısıldadı sesi titreyerek.
"Ben, Aras’ın öldürdüğünü sandığı geçmişiyim. Ben, senin gerçek patronunum Murat. Şimdi o araçtan in, hiçbir şey olmamış gibi yukarı çık ve Aras’ın o çok güvendiği 'analog' güvenlik planlarını benim için kopyala. Yoksa Aras, kardeşinin hayatının benim ellerimde olduğunu bir akşam yemeğinde Gece'ye anlatırken öğrenir."
Yukarıda: Aras’ın Yeni Kalesi
Holdingin en üst katında Aras, tüm dijital sistemleri devre dışı bırakmış, masasının üzerine devasa kağıt haritalar sermişti. Gece, odanın köşesinde Aras’ı izliyordu. Aras’ın bu hali, Orta Çağ’da kalesini savunan bir kralı andırıyordu. Ama bu "eski usul" yöntem, aslında onun ne kadar çaresiz olduğunun kanıtıydı.
"Bu kadar mı Aras?" dedi Gece, masaya yaklaşarak. "Fişleri çekince Selim’in yok olacağını mı sanıyorsun? O sadece kabloların içinde değil, o insanların zihninde."
Aras başını kaldırmadan cevap verdi. "Dijital iz bırakmazsak, bizi bulamaz Gece. Murat ve ben, güvenli evlerin listesini sadece kağıt üzerinde tutuyoruz. Tek kopya, tek gerçek."
O sırada Murat içeri girdi. Yüzü kireç gibiydi ama Aras’ın paranoit gözleri bile bu sahte sakinliği fark edemeyecek kadar kendi planlarına odaklanmıştı.
"Dosyalar hazır efendim," dedi Murat. Sesi düzdü, ruhsuzdu. Aras’ın önüne bir klasör bıraktı. Aras, klasörü açıp içindeki haritalara bakarken, Murat’ın gözü masanın üzerindeki o gümüş anahtarlığa kaydı. Selim’in istediği şey tam olarak buydu; Aras’ın fiziksel güvenliğinin anahtarı.
Gece’nin Sezgisi
Gece, Murat’ın alnındaki o tek damla teri fark etti. Bir kriz yöneticisi olarak insan sarrafıydı ve Murat’ın vücut dili "teslimiyet" çığlıkları atıyordu. Aras haritaya dalmışken, Gece yavaşça Murat’a yaklaştı.
"Murat, iyi misin? Çok solgun görünüyorsun," dedi Gece, sesindeki şefkati bir silah gibi kullanarak.
Murat yutkundu. "Sadece... yorgunum Gece Hanım. Yangın, pusu... Hepimiz gerginiz."
Gece geri çekildi ama ikna olmamıştı. Aras, haritayı katlayıp kasasına yerleştirirken; Murat’ın ceketinin cebindeki telefonun ışığının gizlice yanıp söndüğünü gördü. Aras dijital her şeyi yasaklamıştı, o halde Murat neden hala o şifreli hattı kullanıyordu?
Gece Yarısı – Selim’in Zaferi
O gece Aras ve Gece uyurken, holdingin koridorlarında bir gölge hareket ediyordu. Murat, Aras’ın çalışma odasına girdi. Titreyen elleriyle kasanın şifresini girdi. Aras, sadakatinden emin olduğu için şifreyi Murat’tan hiç saklamamıştı.
Klasörü aldı, yanındaki minik analog kamerayla her sayfanın fotoğrafını çekti. O sırada Selim’in sesi kulağındaki minik kulaklıktan yükseldi:
"Güzel... Şimdi o sayfaların arasına bir şey bırak Murat. Aras’ın en sevdiği şeyi; bir şüphe tohumu."
Murat, klasörün en sonuna, Gece’nin Londra’daki evinde çekilmiş, Aras’ın daha önce hiç görmediği bir fotoğrafı yerleştirdi. Fotoğrafta Gece, kimliği belirsiz bir adamla bir kafede oturuyordu.
Aras sabah bu klasörü açtığında, dışarıdaki düşmandan çok, yanındaki kadından şüphe edecekti. Selim, Aras’ın kalesini yıkmıyordu; kaledeki herkesi birbirine cellat yapıyordu.
Selim, hangardaki ekranında Murat’ın odadan çıkışını izlerken fısıldadı:
"Hırsın rengi soğuktur Aras... Ama senin yanışın, buzun ateşi kadar acı verecek. Murat bitti. Sırada senin o kutsal 'şans' verdiğin Gece var."