İstanbul’un puslu sabahında Gece, Nova Danışmanlık’ın genel merkezindeki ofisinde, karşısında duran dev ekrana bakıyordu. Ekranın diğer ucunda, Londra’daki genel merkezin üst düzey üç yöneticisi, sanki bir engizisyon mahkemesi kurmuş gibi soğuk ve mesafeli birer yüzle ona bakıyorlardı.
"Gece," dedi Londra’daki kıdemli ortak, sesi dijital cızırtıların arasından bile otoriter geliyordu. "Aras Karadağ’ın tutuklanma haberi tüm finans dünyasında bir deprem yarattı. Bizim şirketimiz, dolandırıcılık ve kara para aklama suçlamalarıyla kelepçelenmiş bir adamın gölgesinde kalamaz. Seninle çalışmaya devam etmemiz için tek bir şartımız var."
Gece, kollarını göğsünde kavuşturdu. Gözlerindeki o yorgun ama kararlı parıltı sönmemişti. "Şartınız nedir?"
"Derhal bir basın açıklaması yapacaksın. Aras Karadağ ve holdingiyle olan tüm profesyonel bağlarını kestiğini, Nova Danışmanlık’ın bu kumpasın bir parçası olmadığını ve senin sadece bir 'kriz yönetici' olarak görev yaptığını beyan edeceksin. Ardından, akşamki ilk uçakla Londra’ya döneceksin. İstanbul defteri bizim için kapandı."
Gece hafifçe gülümsedi; bu, karşısındakileri küçümseyen, acı bir gülümsemeydi. Aras onu bir zamanlar kafeslemeye çalışmıştı, şimdi ise kendi şirketi ona altın bir kafes sunuyordu.
"Peki ya dönmezsem?" dedi Gece, sesindeki sakinlik fırtına öncesi sessizliği andırıyordu.
"Eğer o adamın yanında kalmayı seçersen, Nova’daki tüm yetkilerin askıya alınır. Uluslararası lisansın dondurulur ve sektörde 'suçlu ortağı' olarak yaftalanırsın. Kariyerini bir hiç uğruna ateşe mi atacaksın Gece? O adam bitti, herkes biliyor."
İstifanın Bedeli
Gece, masasının üzerindeki o gümüş anahtarlığa baktı. Aras’ın ona çektirdiği acıları, o sığınağı, o yangını düşündü. Ama sonra, Aras’ın o adliye kapısında kelepçelenirken kendisine bakan o "kaybolmuş" gözlerini hatırladı. Aras her şeyini kaybetmişti ama Gece’yi kaybetmesine izin vermeyecekti.
"Benim kariyerimi siz inşa etmediniz," dedi Gece, kameraya dimdik bakarak. "Ben o kariyeri, Aras Karadağ gibi adamların yarattığı enkazları toplayarak, her defasında kendi küllerimden doğarak tırnaklarımla kazıdım. Eğer Nova Danışmanlık, sadece kazandığımız günlerde yanımda olacaksa, kaybettiğimiz günlerde gölgem bile olamaz."
Londra’daki yöneticiler birbirine bakarken, Gece masadaki klavyeye uzandı. Tek bir tuşa bastı ve hazırladığı o kısa ama sarsıcı metni tüm şirkete ve basın kuruluşlarına servis etti.
"Ben Gece Aksoy. Bugünden itibaren Nova Danışmanlık ile olan tüm bağlarımı kopardığımı ve istifa ettiğimi bildiririm. Aras Karadağ davasına, profesyonel bir danışman olarak değil, adaletin yerini bulacağına inanan bir 'şahit' ve onun haklarını savunan tek kişi olarak devam edeceğim. Korkakların terk ettiği gemide, kaptanı yalnız bırakmaya niyetim yok."
Yalnız Bir Savaşçı
Ekran karardı. Gece, ofisindeki eşyalarını toplarken Emir içeri girdi. Emir’in elindeki telefon susmak bilmiyordu; basın ordusu kapıdaydı.
"Gece Hanım, ne yaptınız siz?" dedi Emir, sesi dehşet içindeydi. "Her şeyi bitirdiniz! Artık hiçbir şirket sizinle çalışmaz, baro dosyanızı inceler, sizi bitirirler!"
Gece, çantasını omzuna taktı ve Emir’in gözlerinin içine baktı. "Bırak bitirsinler Emir. Aras o demir parmaklıklar ardındayken benim özgürlüğümün hiçbir anlamı yok. O oraya sadece kendi hataları yüzünden değil, Selim’in ve o meçhul düşmanların kurduğu bir kumpas yüzünden girdi. Şimdi oyunun kurallarını ben yazacağım."
"Peki ya şimdi? Nereye gidiyoruz?"
Gece, ofisin camından aşağıda bekleyen polis araçlarına ve gazetecilere baktı. "Gideceğimiz tek bir yer var Emir. Aras’ın en çok nefret ettiği, benimse en iyi bildiğim yere... Aras’ın savunmasını hazırlamak için o karanlık dosyalara gömüleceğiz. Bugün Gece Aksoy öldü, yerine Aras Karadağ’ın en büyük kabusu olan o 'avcı' geldi."
Gece ofisinden çıktığında, asansörün aynasındaki yansımasına baktı. Üzerindeki o pahalı döpiyesi, o 'kurumsal' maskesi artık yoktu. Gözlerinde sadece intikam ve sadakat vardı. Otoparka indiğinde, Aras’ın ona hediye ettiği ama Gece’nin hiç kullanmadığı o siyah, zırhlı araca bindi.
Gaza bastığında tek bir hedefi vardı: Maltepe Cezaevi. Aras Karadağ, o beton hücrede her şeyin bittiğini sanıyordu. Gece ona her şeyin daha yeni başladığını fısıldamaya gidiyordu.