Maskelerin Ardındaki Şehir

726 Words
​Sahil kasabasındaki o taş evden ayrılalı tam kırk sekiz saat olmuştu. O evde bırakılan her şey; şöminenin külleri, havada asılı kalan o itiraflar ve tenin tene değdiği o savunmasız anlar, İstanbul’un gri ve gürültülü sabahına karışırken Gece için bir rüya gibi uzaklaşmaya başlamıştı. Şehir, tüm soğukluğuyla onları geri çağırmıştı. ​Nova Danışmanlık – Nişantaşı ​Gece, ofisinin geniş camından aşağıdaki trafiği izliyordu. Üzerinde pudra pembesi, keskin hatlı bir takım vardı; saçları sımsıkı toplanmış, makyajı kusursuzdu. Dışarıdan bakıldığında, Londra’dan gelen o "demir lady" geri dönmüştü. Ancak elindeki kahve bardağını tutarken parmaklarının hafifçe titrediğini sadece kendisi biliyordu. ​Kapı hafifçe vuruldu. Emir, elinde bir tablet ve günlük raporlarla içeri girdi. Emir, Gece’nin en güvendiği çalışanıydı çünkü asla sınırları aşmazdı. Gece’nin özel hayatına dair tek bir soru sormaz, sadece verilere odaklanırdı. ​"Günaydın Gece Hanım," dedi Emir, sesi her zamanki profesyonel tondaydı. "İki günlük aranın ardından biriken raporları özetledim. Karadağ Holding’in borsa verilerinde hafif bir dalgalanma var ama toparlıyorlar. Ayrıca yarın akşamki Opera Galası için protokol listesi elimize ulaştı." ​Gece masasına döndü, koltuğuna oturdu. "Aras Karadağ listede mi?" ​"Evet efendim, her zamanki gibi ana sponsorlardan biri olarak en ön sırada," dedi Emir, tableti masaya bırakarak. "Ayrıca bizim ofisimizden de resmi bir katılım bekleniyor. Dosyayı incelemeniz için buraya bırakıyorum." ​Gece, Emir’e baktı. "Aras Bey ile ilgili spekülasyonlar ne durumda?" ​"Şehir efsaneleri bitmiyor efendim," dedi Emir sakince. "Ortadan kaybolmasıyla ilgili birkaç magazin haberi çıksa da, kurumsal iletişimleri hepsini yalanladı. Şu an için operasyonel bir sorun görünmüyor. Eğer müdahale etmemizi istediğiniz bir durum yoksa, günlük programa geçiyorum." ​Gece, Emir’in bu mesafeli ve sadece işe odaklı tavrından memnundu. "Teşekkürler Emir. Karadağ Holding’e dair tüm verileri şimdilik pasif takibe alalım. Saldırgan bir tutum istemiyorum. Sadece izlemede kal." ​Emir başıyla onaylayıp odadan çıktı. Gece, masanın üzerinde duran telefonuna baktı. İki gündür ne o aramıştı ne de Aras. Bu, aralarındaki o yazısız anlaşmanın bir parçasıydı. O evde olanlar orada kalmıştı; ama izleri Gece’nin ruhunda derin bir sızı olarak duruyordu. ​Karadağ Holding – Levent ​Aras Karadağ, ellinci kattaki odasında, devasa masasının başında oturuyordu. Murat, patronunun hemen arkasında, el pençe divan bekliyordu. Murat için Aras sadece bir patron değildi; o, her ne derse yapılması gereken, gücün ete kemiğe bürünmüş haliydi. Ancak Murat, iki gün sonra dönen patronundaki o değişikliği sezmişti. Aras daha az konuşuyor, daha çok düşünüyordu. ​"Murat," dedi Aras, sesi odanın sessizliğini bir bıçak gibi kesti. ​"Buyurun efendim," dedi Murat, hemen bir adım öne çıkarak. ​"Gece Hanım’ın yarın akşamki galaya katılacağı kesinleşti mi?" ​"Evet Aras Bey. Nova Danışmanlık adına katılım teyidi geldi." ​Aras, önündeki kristal kağıt ağırlığıyla oynuyordu. "Güzel. Benim hazırlıklarımı da ona göre tamamla. Her zamanki protokolün dışına çıkmak istiyorum. Korumalar salona girmeyecek, sadece kapıda bekleyecekler. Ve o akşam için Gece Hanım’a özel bir gönderim yapmanı istiyorum." ​Murat bir an duraksadı. "Efendim, güvenlik protokollerini esnetmek..." ​Aras başını kaldırdı. Bakışları sert değildi ama o kadar derindi ki, Murat söyleyeceği her şeyi yuttu. "Sana ne söylediysem onu yap Murat. Sorgulama." ​"Anlaşıldı efendim. Gönderim için bir notunuz var mı?" ​Aras, masasının çekmecesinden küçük bir kağıt parçası çıkardı. Üzerinde hiçbir şey yazmıyordu, sadece sahil kasabasındaki o taş evin anahtarının kabartması vardı. "Sadece bu zarfı ulaştır. Başka bir açıklamaya gerek yok." ​Akşam – Sessiz Hesaplaşma ​Gece, akşamüzeri ofisinden ayrılıp evine geçtiğinde, kapısının önünde Murat’ı gördü. Murat, Aras’ın emrettiği o zarfı uzattı ve hiçbir şey söylemeden, sadece bir saygı ifadesiyle başını eğerek uzaklaştı. ​Gece, zarfı açtığında içindeki o kabartmayı gördü. Parmaklarını üzerinde gezdirdi. Aras ona bir mesaj gönderiyordu: "Seni unutmadım, o geceyi unutmadım ve hala senin esirinim." ​Gece, aynanın karşısına geçti. Yarın akşamki gala sadece bir sosyal etkinlik olmayacaktı. Bu, iki yaralı insanın, tüm İstanbul’un gözü önünde maskelerini takıp birbirlerine doğru yürüyecekleri bir meydan okuma olacaktı. ​Aras, holdingdeki cam odasında ışıkları söndürdü. Karanlıkta, şehrin ışıklarını izlerken kendi kendine fısıldadı: "Yarın akşam Gece... Yarın akşam, kuralları sen koyacaksın ama oyunu ben bitireceğim." ​Aras artık o gürültülü, her şeyi parasıyla çözeceğini sanan adam değildi. O, Gece’nin dizlerinde kaybettiği huzuru, onun gözlerinde arayan sessiz bir savaşçıya dönüşmüştü. Suskunluğu, zayıflığından değil; Gece’ye olan o derin, kontrol altına alınmış hayranlığındandı. ​Gece ise telefonunu eline alıp Aras’a sadece tek bir kelime yazdı ve gönderdi: "Hazırım." ​İstanbul, bu iki dev ismin yeniden yan yana geleceği geceye hazırlanırken, sahil kasabasındaki o taş evin ruhu, şehrin soğuk betonları arasında bir hayalet gibi dolaşmaya devam ediyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD