Nova Plaza’nın önünde o sabah, her zamankinden farklı bir hava vardı. Siyah, zırhlı sedanlardan oluşan bir konvoy, binanın ana girişine adeta bir istila ordusu gibi yanaştı. Araçlardan inen adamlar; üzerlerindeki binlerce dolarlık İtalyan kesim takım elbiseleri, ellerindeki gümüş işlemeli bond çantaları ve yüzlerindeki o duygudan yoksun, robotik ifadeleriyle "Vanguard Group"un soğuk nefesini İstanbul’a taşımıştı. En önde, grubun baş hukuk müşaviri Julian Vane yürüyordu. Vane, uluslararası ticaret hukukunda "Akbaba" lakabıyla tanınan, girdiği her şirketi ya yutan ya da içini boşaltıp bırakan bir adamdı. Ofis katında, Aras ve Gece cam bölmenin arkasından bu gelişini izliyorlardı. Aras’ın yanında, üzerinde hala fabrikanın tozu ve yağı duran, tulumunu çıkarmayı reddeden Yaman vardı. Yaman

