Gecenin karanlığında, deponun paslı silueti devasa bir canavarın gölgesini andırıyordu. Aras ve Gece, mermi yağmuru altındaki cipten kendilerini dışarı attıklarında, hedefleri tekti: İhanetine rağmen ellerindeki tek yasal anahtar olan Haşmet Bey’i o cehennemden çıkarmak. Selim’in adamları deponun girişini tutmuş, içeri giren her gölgeye mermi yağdırıyordu. Selim içeride, Haşmet’in boğazına çökmüş bir kral gibi zaferini haykırıyordu. Ya da onlar öyle sanıyordu. Aras, deponun yan kapısına doğru sürünürken Gece aniden onun kolunu tuttu. "Dur," dedi sesi fısıltıdan da öte, bir soluk gibiydi. "Bak." Deponun arka tarafındaki yükleme rampasına iki siyah, plakası çamurla gizlenmiş minibüs yanaştı. Araçlardan inen adamlar Selim’in "Sessizler Ordusu" kıyafetlerini taşımıyordu; onlar çok daha

