Gece, o devasa siyah kapının ardında bıraktığı adamın etkisinden kurtulmak için koridorda birkaç saniye durup nefeslenmeye çalıştı. Aras Karadağ’ın sesi hala kulaklarında yankılanıyordu: "Benim gölgemdesin." Bu bir uyarı mıydı yoksa bir vaat mi, ayırt edemiyordu. Masasına döndüğünde, ellerinin hala hafifçe titrediğini fark etti. Masasının üzerindeki gümüş anahtarlık, cam binalardan sızan loş ışıkta parlıyordu. Onu hemen çekmecesinin en dibine, görmeyeceği bir yere itti. "İlk günün nasıl geçiyor?" Gece, irkilerek başını kaldırdı. Gelen, şirketin kıdemli asistanlarından biri olan Selin’di. Selin, elindeki dosyaları Gece’nin masasına bırakırken yüzünde acıyan bir gülümseme vardı. "Aras Bey ile tanıştın sanırım. Yüzün bembeyaz olmuş." Gece zoraki bir tebessümle, "Biraz... baskın bir kar

