BUZDAN DUVARLAR

851 Words
​Ertesi sabah Gece, yataktan kalktığında zihnindeki tüm gürültüyü susturmuştu. Dün geceki o şatafatlı davet, Aras’ın o sahte kahkahaları ve modellerle olan samimiyeti, Gece’nin ruhunda bir şeyleri kesin olarak koparmıştı. Artık ne kıskanacak hali kalmıştı ne de hayranlık duyacak mecali. Tek bir amacı vardı: Görünmez olmak, sadece işini yapmak ve bu camdan kafesin içinde nefes alabilmek için duygularını bir kenara bırakmak. Aynadaki yansımasına baktığında, yüzünde ne bir gülümseme ne de bir öfke kırıntısı vardı. Sadece derin bir ruhsuzluk... ​Holdinge her zamankinden on dakika erken girdi. Aras’ın odasının önündeki o küçük ek çalışma alanına geçti, bilgisayarını açtı ve bekleyen raporları incelemeye başladı. Çekmecesini açtığında, dün geceki notun bahsettiği o "şeyi" görmeyi bekliyordu ama çekmece bomboştu. "Oyun oynuyor," diye mırıldandı Gece kendi kendine. "Hepsi oyun. Aras da, o gizli el de... Ama ben artık oynamıyorum." ​Saat sekiz olduğunda Aras, koridorda yankılanan o sert adımlarıyla odaya girdi. Her zamanki gibi asabi, her zamanki gibi baskındı. Gece’nin masasının önünden geçerken duraksadı, bir tepki bekledi. Bir "Günaydın", bir kaçamak bakış, hatta dün geceki o kıskançlığın tortusu olan bir sitem... Ama Gece, başını dosyadan kaldırmadı bile. Sadece profesyonel bir tonda konuştu: ​"Günaydın efendim. Günlük programınız masanızda, imzalanacak üç acil dosya ise klasörün en üstünde." ​Aras, cevap vermedi. Kapıyı sertçe kapatıp odasına girdi. Gece, istifini bozmadan çalışmaya devam etti. Saatler geçiyor, Aras içeriden sürekli birilerini arıyor, bağırıp çağırıyor, dosyalar fırlatıyordu. Gece ise sadece önüne gelen işleri tamamlıyordu. Bir robot gibiydi; ne asabi telefon konuşmalarına irkiliyor ne de Aras’ın odasından gelen gürültülere tepki veriyordu. ​Öğle saatlerine doğru Aras, kapısını hırsla açıp dışarı çıktı. Gece’nin masasının tam önünde durdu. Elleri cebindeydi, bakışları ise Gece’nin ifadesiz yüzüne çivilenmişti. ​"Neyin var senin Aksoy?" diye sordu, sesi kontrol etmeye çalıştığı bir öfkeyle doluydu. ​Gece, gözlerini ekrandan ayırmadan cevap verdi. "Bir şeyim yok efendim. İşime odaklanmış durumdayım. Eksik bir şey mi var?" ​Aras, masanın üzerine eğildi. "Bu tavrın ne? Dün geceki o çocukça kıskançlığının bedelini bana sessiz kalarak mı ödetmeye çalışıyorsun? Eğer öyleyse, boşa uğraşıyorsun. Senin sessizliğin benim için sadece bir gürültü kirliliği." ​Gece, yavaşça başını kaldırdı ve Aras’ın gözlerine baktı. Okyanus mavisi o gözlerde artık bir parıltı aramıyordu. "Dün gece bitti efendim," dedi buz gibi bir sesle. "Ben sadece maaşını alan ve kendisine verilen görevleri yerine getiren bir asistanım. Duygularımın iş disiplinini etkileyeceğini söylemiştik. Ben de sadece sizin tavsiyenize uyuyorum." ​Aras, bu cevabı beklemiyordu. Gece’nin o somurtkan ama aşırı profesyonel hali, Aras’ın üzerinde kurduğu o psikolojik baskıyı boşa çıkarıyordu. Aras, Gece’nin bu sessiz duvarına çarptıkça daha da hırçınlaşıyordu. "Bana bak," dedi Aras, sesi iyice alçalarak. "Benimle bu oyunu oynayamazsın. Somurtup durarak beni cezalandıramazsın." ​"Sizi cezalandırmak mı?" Gece hafifçe, acı bir şekilde gülümsedi ama bu gülümseme gözlerine ulaşmadı. "Siz cezalandırılamayacak kadar yükseklerdesiniz efendim. Ben sadece kendi sınırlarıma çekildim. Şimdi izin verirseniz, lojistik raporunu bitirmem gerekiyor." ​Aras, sinirle odasına döndü. Gece ise derin bir nefes aldı. İçindeki o yanardağ hala oradaydı ama artık dışarıya lav püskürtmüyordu. Sadece içini kavuruyordu. Aras’ın o modellerle olan kahkahalarını hatırladıkça canı yanıyordu ama artık bu acıyı Aras’a göstermeyecekti. Onun için en büyük ceza, Gece’nin ruhuna bir daha asla dokunamayacağını bilmesi olacaktı. ​Akşamüstü, Aras’ın odasına holdingin büyük ortaklarından biri girdi. İçeride hararetli bir tartışma başladı. Gece, dışarıda sakinliğini koruyarak notlarını alıyordu. Bir ara Aras, "Gece, kahveleri getir!" diye bağırdı. Sesi emir kipiyle doluydu, sanki Gece’nin o buzdan duvarını kırmak için bir bahane arıyordu. ​Gece, tepsideki kahveleri hazırlayıp içeri girdi. Bardakları masaya bırakırken elleri bir milim bile titremedi. Aras’ın konuğu, Gece’ye nezaketle teşekkür ettiğinde Gece sadece hafifçe başını eğdi. Aras, Gece’nin bu mesafeli ve soğuk tavrına bakarken dudaklarını kemiriyordu. ​"Asistanın biraz yorgun görünüyor Aras," dedi konuk iş adamı. "Çok mu yükleniyorsun kıza?" ​Aras, sert bir bakış fırlattı. "O sadece işini yapıyor. Öyle değil mi Aksoy?" ​"Evet efendim," dedi Gece, kapıya doğru yönelirken. "Sadece işimi yapıyorum." ​Odasından çıktığında Gece, Aras’ın arkasından bir şeyleri yere fırlattığını duydu. Bu, Aras’ın yenilgisinin sesiydi. Gece’nin sessizliği, Aras’ın en gürültülü öfkesinden daha güçlü gelmişti. ​Mesai bitimine yakın Aras, Gece’nin masasına yaklaştı. Bu kez sesi daha sakindi ama o asabi tını hala oradaydı. "Bu akşam bir yere gitmiyoruz. Şoför seni bırakacak. Ben geç çıkacağım." ​Gece, çantasını toplarken sadece "Anlaşıldı efendim. İyi akşamlar," dedi. ​Aras, Gece’nin bu kadar kolay kabullenmesine, itiraz etmemesine, hatta "Neden?" diye sormamasına şaşırmıştı. Gece’nin bu somurtkan profesyonelliği, Aras’ın elindeki tüm kozları alıyordu. Gece, asansöre binerken Aras’ın hala masasında durup ona baktığını hissetti ama dönüp bakmadı. ​Eve girdiğinde, dairesindeki o sessizlik ona huzur verdi. Işıkları açtı, kendine bir çay yaptı. Mutfak masasına oturduğunda, çekmecesinde bulamadığı o "şeyi" mutfak tezgahının üzerinde gördü. ​Bu küçük, gümüş bir anahtardı. Yanında ise bir not yoktu. Sadece anahtarın üzerine ince bir siyah kurdele bağlanmıştı. Gece, anahtarı eline aldı. Soğuk metale dokunurken, Aras’ın kopardığı o kurdeleyi hatırladı. "Hatalar, bazen en güzel başlangıçlardır," diyen o notu düşündü. ​Gece, anahtarı avucunda sıktı. Aras’ın gürültülü dünyasından, bu sessiz ve gizemli dünyanın anahtarına doğru çekiliyordu. Ama bu kez korkmuyordu. Çünkü Aras’ın o sahte neşesi ve modelleri arasında kaybolmaktansa, bu bilinmezliğin içinde somurtarak beklemeyi tercih ederdi. Gece o gece ilk kez, Aras’a karşı bir zafer kazanmış gibi hissetti; sessiz, somurtkan ama dimdik bir zafer.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD