Çatı katına gün ışığı eğik vuruyordu. Perde yoktu, camlar tozlu, hava serin ve sessizdi. Hazel yerdeki eski kanepenin üstünde hareketsiz yatarken kocasının nefeslerini duyuyordu. O an, sadece bedeninde değil, kalbinin derinliklerinde de bir şeyler değişmişti. Hazel, gözlerini yavaşça kapattı. “Bu defa olacak… bu defa içimde bir kalp atacak,” diye geçirdi içinden. Karnına dokundu, parmakları Ateş’in parmaklarıyla örtüldü. Adam hiçbir şey söylemeden, sadece sustu. Ama o sessizlik, bin cümlelik bir sevgiye bedeldi. Ateş, kadının alnına bir öpücük kondurdu. “İyi misin?” diye fısıldadı. Hazel hafifçe başını salladı. “İyiyim… ama içim kıpır kıpır. Sanki orada bir şey filizlenmiş gibi. Hani tohum atılır ya toprağa… Benim içim de öyle şimdi.” Ateş gülümsedi. “O toprak temiz, sevgiyle sulandı

