Hazel ne yapacağını bilemez halde bir yatağa bir de Ateş’e bakıyordu. Ateş birden arkasına geçip gelinliğinin saten bağcıklarını sakin sakin çözmeye başladı. Nihayet sona geldiğinde pürüzsüz teni ayın aydınlattığı odada parlıyordu. Elinin tersini Hazel’in omurgası bozunca aşağı kaydırırken kızın ürperdiğini hissetti. “Korkma,” diye fısıldadı. Hazel’in omzundan boyun girintisine kadar nemli öpücükler bırakırken Helga’yı öpmekten böyle zevk almadığını düşündü. Hazel’e karşı tuhaf bir çekim hissediyordu. Belki de bu tuhaf çekimin başına dert açacağından korktuğu için bu işi sona erdirmek için çaba göstermişti. Sonuç olarak korktuğu başına gelmiş ve Hazel’in kocası olmuştu. Hazel boynunu milim milim öpen adamın dudaklarının ona hissettirdiği şeylere anlam veremiyordu. Dudaklarından öptüğü z

