Sabah güneşi daha dağların ardından yeni yeni yükselirken konakta alışılmışın dışında bir telaş vardı. Düğüne sayılı günler kalmıştı ve köyün neredeyse tamamı hazırlıklarla uğraşıyordu. Avluda erkekler bir yandan çardak kurmaya çalışıyor, kadınlar mutfakta kazanların başında koşturuyor, genç kızlar ise bir köşede türküler söyleyerek işlerini yapıyordu. Fakat bütün bu hengâmenin içinde en heyecanlı kişi hiç şüphesiz Neçirvan'dı. Günlerdir doğru düzgün uyuyamıyor, sabahın ilk ışıklarıyla kalkıp avluda dolaşmaya başlıyordu. O sabah da erkenden kalkmış, daha herkes uykudayken ahır tarafına gidip gelmiş, sonra sebepsiz yere üç kere avluyu turlamıştı. En sonunda Sefer onu görünce dayanamadı. "Ula sen niye sabah sabah kurt yemiş gibi dolaşırsın?" Neçirvan durup arkadaşına baktı. "Uyuyamadım."

