NEÇİRVAN AĞA

525 Words
Neçirvan Ağa, bereketli topraklarda büyümüş, kendi gibi ağa olan babasından ağalığı devralmış, oldukça güçlü, kuvvetli, aynı zamanda da merhametli bir ağaydı. Herkes tarafından sevilen biri olmasının yanı sıra, haksızlık ve adaletsizlik karşısında oldukça sert ve sinirli birine dönüşürdü. Neçirvan bir gün tarlasından dönerken bir takım sesler duydu; bir kadın ağlaması, bir çocuk feryadı ve aynı zamanda böğürerek bağıran bir erkek sesi... Neçirvan seslere doğru hızlı adımlarla giderken birden olduğu yerde kaldı ve gülmeye başladı. Ona "deli" denilmesinin sebeplerinden biri de zaten buydu: Sinirliyken ya da adam döverken gülmesi... Bir adam, karısını acımasızca dövüyordu. Neçirvan birden yüksek bir sesle bağırdı: — LAAAN! Senin geçmişini geleceğini sikerim! Bırak lan kadını! Adam olduğu yerde kalakaldı. Korkuyla sadece, "Neçirvan Ağa..." diyebildi. Neçirvan, adamı hem gülüyor hem de dövüyordu. Adamı yorulana kadar ezmiş, perişan etmişti. İşini bitirdikten sonra kadına döndü: — Bacım, sen al yavrunu. Anam evdedir, konağa git. "Beni Neçirvan yolladı," de. Anam sana kol kanat gerecektir, dedi. Neçirvan, başına geleceklerden habersiz, diline dolanan bir türküyle yoluna devam etti. Kendince adaleti sağlamış olmanın verdiği iç huzurla yürürken, kahvedeki arkadaşları ona seslendi: — Ulan deliiiiiii Neçirvan! Deli mi sikmiş seni öyle bağırıyorsun? Gel bir çay iç! — Geldim. Hayırdır oğlum, ne götünde kazık var gibi bağırıyorsun pislik herif? — Hayırdır ağa oğlu, ellerin parçalanmış? — Yok bir şey, bahçe yolunda böcek ezdim. — Kodumun delisi... Gene kim ne yaptı? — Boş verüüürrr... Hamit Emmi, bir çay ver hele, kuruduk burada. — Buyur oğlum. — Eyvallah Hamit Emmi, dedi ve demli çayından bir yudum aldı. Arkadaşı Sefer, onun en yakın olduğu insanlardan biriydi. Sefer lafa girdi: — Ulan deli, ne zaman köyün meydanına düğün kuracaksın? Artık karta kaçtın oğlum, yaşın Hamit Emmi'yle yarışıyor! — Kes lan deyyus! Sen kendi yaşına bak. Ne varmış benim yaşımda? Oğlum, daha benim çiçeğim burnumda. Ben öyle görücü usulü, dayatma bir evlilik yapmam. Ben sevdalanırım, öyle alırım! — Buldun köyde de sevdalanacak hatunu... — Belli olmaz, nasip. — Sen daha çok beklersin o nasibi, Allah'ın delisi! — Bekleriz, acelemiz yok. Elbet bize göre bir ceylan da gezer bu dağlarda. Arkadaşları kendi aralarında böyle sohbete dalmışken, Neçirvan'ın annesi evde yine kız bakma telaşına düşmüştü. Kocasına dönerek: — Karşı köyden Memduh Ağa'nın kızı varmış, haber salsak bizim deli oğlan ne der bey? dedi. Osman Ağa ters ters baktı: — Beni karıştırma Nermin Hanım. Deli oğlun ele avuca sığmaz, bilmez misin? Gene "yok" der, bizi millete madara eder. Ona sormadan iş etmeye kalkmayasın, o delinin böğürmesini dinlemek istemiyorum. Nermin Hanım içli bir nefes aldı: — Bey, biz bu oğlanı nasıl evereceğiz? Kimleri gösterdim "yok" dedi. Bu oğlan hep böyle bekar mı gezecek? Akranları hep baba oldu, karta kaçtı bizim deli oğlan. Çok dert ederim. — Allah bilir Nermin Hanım, elbet vardır kısmetinde biri. Sen gönlünü ferah tut. — Köylü dedikodu edermiş bey... "İlk geceden ölen babanın hanımı konuşulur hala," derlermiş. "Neçirvan da dev gibi, kesin kız ölür diye korkarlar da evermez ağa babası," derlermiş. Osman Ağa sinirlendi: — Hasbinallah! Hanım, bizim sikin derdi millete mi düşmüş? Dert etme hele sen, bir çıkar yol bulunur elbet. Kalk dertlenmeyi bırak da bana okkalı bir Türk kahvesi getir. O deli gelin elbet bu konağa gelecek! https://m.pahina.com/novel/3065078016.html diğer kitabımıda okursanız sevinirim❤️
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD