Konağın kalın taş duvarları dışarıdaki Erzurum ayazını ne kadar keserse kessin, içerideki tantanayı ve yanlış anlamaların önünü almaya yetmiyordu. Sefer avlunun ortasında pembe sabahlığıyla adeta bir zafer anıtı gibi devrilip yün halının üzerinde derin bir uykuya daldıktan sonra, konaktaki hava bir anda yön değiştirdi. Koridorun başındaki odasından dualarla çıkan Nermin Hanım, Sefer’in bu perişan halini ve Zöhre’nin onun üzerine titreyişini görünce önce bir salavat getirdi, ardından gözlerini merdivenin başındaki oğlu Neçirvan ile gelini Eftelya’ya dikti. Neçirvan, kürk paltosunu omuzlarından silkip atarken yüzünde Sefer’i nihayet adam etmenin verdiği o mağrur, hafif de bıyık altından gülen ifade duruyordu. Ancak hemen arkasında duran Eftelya, elini karnına doğru götürmüş, yüzünü hafifçe

