Serhat eve vardığında derin bir nefes aldı. “Artık elimde fotoğraflar var. Yavaş yavaş oyuna başlayacağım.” diye düşündü. O gece sabaha kadar uyuyamadı. İçinde bir yandan öfke, bir yandan da intikam ateşi vardı. Ama aynı zamanda Fatma’nın kalbinin kırılmasından da korkuyordu. “Ablam duymasın şimdilik… Onu korumalıyım. Bervan kendi pisliğinde boğulsun.” dedi. Ertesi gün fotoğrafların birkaç kopyasını çıkardı. Bir kısmını evde sakladı, bir kısmını arabasının gizli bölmesine koydu. “Şimdi sıra onları kıstırmakta.” Fotoğrafları çıkardıktan sonra, “Dur bir Bervan pisliğine bakayım, yemek yeme bahanesiyle giderim.” dedi. Gitti, içeri girdi. Bervan’ın kafası sarılmıştı. Serhat hemen role girdi: — Bervan abi, ne oldu sana? — Hiç sorma, ayağım kaydı düştüm, kafam da yere geldi. Serhat içinde

