Rojin kafeden çıktığında dişlerini sıkarak yürüyordu. Serhat’ın Fatma’ya söyledikleri, Fatma’nın şımarıkça gülüşleri kulağında çınlıyordu. Bir yıl boyunca çektiği rezillikler, uğradığı küçümsemeler gözünün önünden geçti. Gece yarısı, Bervan işten geç dönünce Rojin gizlice Fatma’nın eski evine gitti. Kapının anahtarını hâlâ Bervan’da saklıyordu; fırsatını bulmuştu. Anahtarı çantadan çıkardı, kapıyı açıp içeri girdi. İçeri girer girmez burnuna tanıdık bir temizlik kokusu geldi. Ev sanki hâlâ sahipliymiş gibi tertemizdi. Bu düzen ve huzur, Rojin’in öfkesini daha da kabarttı. Koridordan salona geçti. Gözleri ilk olarak duvardaki fotoğraf çerçevelerine takıldı: Fatma’nın gülümseyen yüzü… Abdullah’la çekilmiş fotoğraflar… Rojin’in gözleri öfkeyle büyüdü. “Sen mutlu olacaksın da ben mi acı çe

