Fatma ve annesine, “Hoş geldiniz,” dedi ve Fatma’ya baktı. Şalvarı ve yazmalı hâlini görünce çok beğendi; kimse görmeden Fatma’ya, “Güzel olmuşsun,” anlamına gelen bir el hareketi yaptı. Şilan: “Sen de kahve içer misin, Bervan?” Bervan: “Bir şartla… Falına baktırmayacaksan içerim.” Şilan: “Ne var ya, kısmetlerimi görüyorum orada.” Bervan: “Kızım, kimse seni almaz.” Şilan (annesine): “Anne, şu oğluna bir şey söyle.” Annesi: “Benim kızım dünyalar güzeli, onu ne ağalar isteyecek.” Şilan: “Anne, prens!” Annesi: “Kızım, prens ne arasın Urfa’da?” Şilan: “Anne, var! Falımda çıktı.” Annesi: “Kızım, burası krallık mı, tövbe estağfurullah. Hadi çok konuşma, kendi kahveni Bervan’a ver, soğumasın. Sen git bir tane daha yap, gel.” Bervan, Fatma’nın yan tarafına geçti ve sessizce:

