Arabada ölüm sessizliği vardı sanki. Havaalanına kadar olan yolculukta olduğu gibi uçak yolculuğu boyunca da hiç konuşmamışlardı birbirleriyle. Bu durum şimdi istanbul'da, evlerine doğru ilerlerken de geçerliydi. Giray onları alması için özel şoförünü görevlendirmişti. İkisi de ne diyeceklerini bilemiyordu aslında. Sanki konuşmaya başlasalar içinde bulundukları durum çok daha karamsarlaşacak ve onları iyice yıkıp geçecekti. İşin garibi birbirlerine bakmaya bile çekiniyorlardı. Sanki birdenbire iki yabancı olup çıkmışlardı. Dün gece yaşananlardan sonra daha çok yakınlaşmaları gerekmiyor muydu aslında? Arda'ya göre olması gereken o olurdu. Ama Hayal sağ olsun daha sabah kurduğu tüm güzel hayalleri yerle bir etmeyi başarmıştı. Oysa neler de düşünmüştü. "Aptalsın sen oğlum... aptal..." diy

