Aslan sertçe cevap verdi, sesi tıpkı bir tokat gibi yüzüme çarptı: “Benden korkmuyorum, Sarya. Korkan sensin.” Aramızdaki hava gerildi, ikimiz de yumruklarımızı sıkıyorduk. O an anladım ki, ne kadar sağlam görünürse görünsün, içinde büyük bir korku ve çaresizlik vardı. Tartışmamız yükseldi, kelimeler giderek sertleşti. “Bu bebeği aldırman lazım.” dedi Aslan, kararlı bir şekilde aynı şeyi tekrar ediyordu. “Biliyorum zor, ama tek çözüm bu.” Ben ise dimdik ayaktaydım, inancımla karşılık verdim: “Aldırmam! Bu bebek benim umut ışığım. Korkmuyorum. Sen de istemiyor olabilirsin ama ben bu kararı veriyorum.” Aslan başını iki yana salladı, gözlerinde acı ve öfke karışımı bir ifade vardı: “Sorun sadece üvey annem değil. Kucağına aldıktan sonra mı ölsün istiyorsun? Üvey annemden kurtulsan bil

