Konağın içinde bir bayram telaşı, bir şenlik havası hakimdi. Çalışanlar sabahın erken saatinden beri mutfakta hummalı bir çalışma içindeydi. Kuzu tandırdan içli köfteye, baklavadan çeşit çeşit mezelere kadar ne varsa hazırlanıyordu. Masaların örtüleri bile değişmişti, en şatafatlı porselen takımlar çıkarılmıştı. Hizmetliler salonu süslüyor, kristal bardaklar ışıkta pırıl pırıl parlıyordu. Ama bu süsün, bu ihtişamın ortasında içim eziliyordu. Her çatal bıçağın yerleştirilişi mideme bir yumruk gibi iniyordu. Bu yemek bana ölüm sofrası gibiydi. Üzerime bir kefen serilmişti sanki ama herkes düğün gibi davranıyordu. Semra Hanımağa büyük bir gururla talimatlar veriyordu. "Bahçeye de masa kurulsun. Hava güzel, kahveyi orada içtiririz. Gelinin ailesi, bizden de ilgi görmeli." diyordu. Bense od

