Konağın bahçesinde güneş ışıklarını toprağa bırakırken, kapının şiddetli bir şekilde kapanmasıyla sessizlik bozuldu. Semra Hanımağa 'nın ayak sesleri taş döşemelerde yankılandı. Sert adımlarla yürüyerek güllerin önünden geçti. Bahçenin kenarındaki dut ağacının gölgesinde duran Gülay, Semra’ nın yaklaşmakta olan öfkesini hissediyordu ama yerinden kıpırdamadı. Bunun olacağını biliyordu. Semra elini beline koydu, sesi öfkeyle titriyordu: “Beni sattın, Gülay. Her şey planladığımız gibi gidecekti! Ne oldu da taraf değiştirdin? Ne oldu da dönüp ağzını açtın!” Gülay başını kaldırdı, gözleri yorgun ama dikti. Konuşmadan önce derin bir nefes aldı. “Senin verdiğin üç kuruştan daha değerli bir şeyle çıktı Aslan karşıma.” Semra dişlerini sıkarak yaklaştı, aradaki mesafeyi kapattı. “O it ne tekli

