Sevdiğinden ayrılması neden gerekmişti? Neden bir anne, oğlunun mutluluğunu değil de, soyadını, gücünü, ağalık sıfatını ön planda tutardı? Bir insan evladını bu kadar hesapla kurban edebilir miydi? Mert ’in yüzündeki buruk gülümsemeyi düşünüyordum. O da sevilmemişti. O da annesinin ellerinde bir oyuncaktı belki de. Tam içimde bir şeyler kıpırdanırken, havayı yaran silah sesleriyle irkildim. Omuzlarım titredi istemsizce. Bu, artık hayatımın bir parçası mıydı? Sessiz kalmak, korkmamak, alışmak mıydı bana düşen? Mert ’in sesi duyuldu arkamdan. "Korkma. Senin için bu silahlar." dedi. Gözlerim doldu ama düşmesini istemedim. "En azından herkesin gözünde alnın ak, evlenmiş oldun şimdi." Sesinde acı bir ironi vardı. Yanıma geldi, gözlerime bakmaktan çekinmeden konuştu. "Yanlış anlama. Ne ya

