Bir kaç saat önce... Düğün sabahı güneş yavaş yavaş doğarken, içimde nedensiz bir huzursuzluk vardı. Bir şeyler olacakmış gibi değil de, olmuş bir şeyin artık değişmeyeceğini kabullenir gibiydim. Odanın camından dışarı bakarken kuş seslerine karışan kalabalık uğultusu duyulmaya başlamıştı bile. Melike'nin düğün günü başlamıştı. Gidip kız alınacaktı. Tam o sırada kapı çaldı. Anlam veremedim önce. Sonra içeri üç kadın girdi. Yanlarında büyük çantalar, parfüm kokuları, saç spreyleriyle dolu hava... Bir anda odanın havası değişti. Aslan göndermiş. Bir kuaför ekibi. Gelişleri de işleri yapışları da çok netti: Kimseye bir şey sormadan... Bana sormadan... "Yüzün çok soluk, biraz renk katalım." dediler. "Şunu şöyle toplarsak yüzün daha sert durmaz " dediler. "Kaşlarını alalım, gözünü belirgi

