Düğüne sadece iki gün kalmıştı. Konakta herkes ayaktaydı, bir telaş, bir koşuşturma… Melike’ nin çeyizleri davul zurna eşliğinde getirildiğinde, sanki bu evin değil, başka bir dünyanın insanıymışım gibi hissettim. Herkes gülüyor, alkışlıyor, eller öpülüyor, bohçalar yerleştiriliyordu ama ben sadece bakıyordum. Melike odasına yerleştirilen eşyaların yerlerini beğenmemiş. Yüzündeki ifadeyi gördüm, her ayrıntıya takılan, içine sinmeyen bir huzursuzluk vardı. Herkesi yolladılar. Annesiyle yalnız kaldı odada. Ama ben biliyordum, mesele eşyaların yeri falan değildi. Melike bir bahane arıyordu. Belki bir umut, belki bir boşluk… Belki de sadece biraz daha zaman. Sanki bir pürüz bulmak ve her şeyi biraz olsun ertelemek istiyordu. Sonra Aslan geldi. Göz ucuyla gördüm, yukarı çıkmadı bile. Hemen g

