Yusuf Çakır Dağlı Gözlerimin önündeki manzara, beynimin içindeki kanlı, karanlık intikam senaryolarını saniyeler içinde paramparça etmişti. Uğur şerefsizini bulup beynini dağıtmak için kapıya yönelen öfkeden kudurmuş adam, karısının tek bir hamlesiyle olduğu yere çivilenmişti. Havada asılı kalan elim, yavaşça yumruk halini alırken, gözlerim Helin’in dik başlı, meydan okuyan yüzünden inip, tişörtünün yakasından içeri, göğüslerinin arasına kayıp giden soğuk metalin kaybolduğu yere odaklandı. Deliriyordum. Yemin ederim aklımı kaçırmak üzereydim. Benim adım Yusuf Çakır Dağlı’ydı. Benim sınırlarımı ihlal eden, benim sabrımla oynayan adamlar şu Urfa toprağının altında nefessiz yatıyordu. Karşımda kimse duramaz, bana kimse “Buradan çıkamazsın” diyemezdi. Ama bu kadın... Bu incecik, narin, in

