Ankara'ya geldiğimde otele yerleştim. Haftalardır sakladığım saç tellerini laboratuvara götürdüm bir haftaya sonuçlar belli olacaktı. Bir doğum lekesi de olsa beni çok umutlandırdı. Kardeşimi bulmuş olma ihtimalim bile çok iyi gelmişti. Eğer Yüsra kardeşim çıkarsa onuda alıp gideceğim buralardan. Bu görevlere onu bulabilmek adına girmiştim. Begüm’ün attığı konuma gittiğimde, dışarıdan çok şirin bir kafeydi. Kendisine benzetmiş. İçeriye girdiğimde boştu… “Kimse yok mu?” Diye seslendim. İçeriden hızla Begüm çıktı. Beni gördüğünde yüzü gülmüştü hızla koşup sarıldı. “Abiii” diyerek sıktı beni. “Dur cimcime boğacaksın şu küçücük halinle nasıl bu kadar güçlüsün anlamıyorum.” Dedim, her zaman bu sözlerim onun öz güvenini yükseltiyordu. Bıraktı beni oturduk bir masaya hâlâ sırıtıyor. “Ya abi

