ÇİKOLATA+18 🐞

2031 Words
Elif, restorandan çıkıp gecenin o gri ve nemli serinliğine adım attığında, Ateş’in arkasında bıraktığı o ağır öfke kokusu hâlâ sokakta asılı gibiydi. Ateş’in o kibirli tehditleri, kendisini tek sahibi sanan o tahakküm kurucu tavrı Elif’i korkutmak bir yana, içindeki o kuralsız, dizginlenemez arzuyu daha da biledi. Bir erkeğin onu mülkiyeti kılmaya çalışması, Elif’in kimsesizliğinden dövdüğü çelik zırha çarpıp kırılmaya mahkumdu. O, kimsenin kadını değildi; hiçbir kurala, hiçbir erkeğin egosuna ya da sahte evlilik sözlerine bağlı değildi. Hayat onun hayatıydı, bedeni de sadece kendi hazzının mabediydi. Restoranın birkaç sokak ilerisindeki tarihi, yüksek tavanlı çatı katı dairesine doğru adımlarken zihni yeni bir kışkırtmanın peşindeydi. Ateş’e inat, o sahte evliliklerin ve holding duvarlarının ardındaki adama meydan okurcasına bu geceyi bambaşka bir çılgınlıkla taçlandıracaktı. Tam binasının önüne geldiğinde, sokağın kenarına park etmiş olan o lüks spor arabanın yanındaki silüeti gördü. Aleks. Aleks, Roma’nın o eski, aristokrat ailelerinden birinden gelen, Türkiye’de yatırımları olan ama zamanını sadece hayatın sunduğu sınırsız hazları tüketmekle geçiren bir İtalyandı. Uzun boylu, geniş omuzlu, esmer tenli, keskin çene hatlarına ve insanı tek bir bakışıyla soyabilen o şehvetli bakışlara sahip bir adamdı. Aleks ile Elif daha önce birkaç kez karşılaşmış, birbirlerinin bedenindeki o tehlikeli, hiçbir sınıra takılmayan açlığı hemen sezmişlerdi. Aleks, Elif’in o arsız, kimseye eyvallahı olmayan tavrını çok iyi biliyor ve ona bir sahip gibi değil, hazzın sınırlarını birlikte zorlayacakları bir suç ortağı gibi yaklaşıyordu. Elif, binanın kapısına yaslanmış olan Aleks’e doğru yürüdü. Yüzünde o tanıdık, baştan çıkarıcı ve arsız gülümseme belirdi. Aleks, Elif’in yaklaştığını görünce sigarasından derin bir nefes çekip izmariti yere attı. İtalyan aksanıyla harmanlanmış o boğucu, derin sesiyle konuştu: "Geç kaldın bella," dedi Aleks, gözlerini Elif’in üzerindeki siyah elbisenin dekoltesine dikerek. "Seni beklerken bu soğuk sokakta kurudum. Ama bakışlarına bakılırsa içindeki yangın beni ısıtmaya yeter." Elif, Aleks’in yanına kadar gelip elini adamın deri ceketinin yakasına koydu. İtalyan erkeğin oryantal ve odunsu parfüm kokusu anında burnuna doldu. Elif, başını hafifçe kaldırıp Aleks’in esmer yüzüne baktı. "Çok konuşuyorsun Aleks," dedi Elif, sesi bir fısıltı kadar arsız. "Eğer bu gece o parlak İtalyan cümlenle beni etkilemeye çalışacaksan hemen arabana binip git. Ama bedenime unutamayacağı bir Gece yaşatmak istiyorsan, yukarı gel." Aleks, Elif’in belini tek bir hamlede kavrayıp kendine doğru sertçe çekti. Kadının kalçalarını kendi gövdesine bastırırken dudaklarını Elif’in kulağına yaklaştırdı. "Amore mio," diye fısıldadı Aleks, kadın belini tutarken. "Seni sadece bu gece için istiyorum. Yarın sabah kim olduğunu bile hatırlamayacağım. Ama bu gece o tatlı bedeninde tek bir santim bile dokunulmamış yer bırakmayacağım." Elif, adamın bu filtresiz, hesapsız ve katıksız arzusuna karşılık vererek hafifçe kıkırdadı. Ateş’in o sahip olma hırsının aksine, Aleks’in sadece anlık hazza odaklanan bu yırtıcılığı tam da Elif’in aradığı şeydi. İkisi birlikte binanın merdivenlerini adeta birbirlerinin kıyafetlerini yırtarcasına tırmandılar. Çatı katı dairesinin kapısından içeri girdiklerinde, Elif anahtarı kenara atmaya bile fırsat bulamadan Aleks onu antrenin soğuk duvarına yasladı. İtalyan adam, kadının dudaklarına aç bir yırtıcı gibi kapandı. Bu öpücük, sakin bir buluşma değil; tutkunun ve şehvetin patlamasıydı. Aleks’in ıslak dili Elif’in ağzının içinde kayarken, elleri kadının elbisesinin fermuarını tek bir hamlede aşağıya çekti. İpek elbise Elif’in omuzlarından sıyrılıp ahşap zemine yığıldı. Elif, tamamen iç çamaşırlarıyla kaldığı an, Aleks’in deri ceketini ve gömleğini düğmelerini kopartırcasına söküp attı. Adamın kaslı, esmer göğsü ve dövmelerle kaplı geniş omuzları ortaya çıktığında, Elif tırnaklarını adamın çıplak sırtına geçirdi. Aleks’in dudakları kadının boynundan aşağı süzülüyor, köprücük kemiklerinde derin ve yakıcı öpücükler bırakıyordu. "Yatak odasına geçelim bella," dedi Aleks, kadının bacaklarını kendi beline dolayarak onu kucağına aldı. "Bu gece sana kuralların ötesinde bir haz vaat ediyorum." Elif, adamın boynuna sarılırken, "Bana vaat verme Aleks," dedi arsızca. "Bana o hazzı yaşat." Yatak odasına girdiklerinde, Aleks Elif’i devasa yatağın ortasına bıraktı. Odanın loş ışığında ikisinin de bedenleri terlemeye, nefesleri birbirine karışmaya başlamıştı. Aleks, komodinin üzerindeki çekmeceyi sertçe açtı. Elif ne aradığına bakarken, Aleks elinde siyah, ipek bir bant ve deriden yapılmış, yumuşak uçlu ince bir fantezi kamçısıyla geri döndü. Elif, yatakta doğrulup omuzlarını geriye attı. Gözlerinde en ufak bir tereddüt yoktu. Aleks’in elindekileri görünce dudaklarının kenarında kışkırtıcı bir gülümseme belirdi. "Beni karanlığa mı gömeceksin Aleks?" diye sordu Elif, sesi arzudan boğuklaşarak. "Gözlerini bağlayacağım ki," dedi Aleks, kadının dizlerinin üzerine çökerek. "Sadece dokunuşlarımı, tadımı ve bedenindeki o sızıyı hisset. Hiçbir şeyi görme, sadece benim ritmime teslim ol." Aleks, siyah ipek bandı Elif’in gözlerine bağladı. Düğümü başının arkasında sıktığında, Elif tamamen karanlığın ortasında kaldı. Görme duyusunun kaybolmasıyla birlikte tenindeki tüm sinir uçları adeta alarma geçti. Aleks, ardından kadının kollarını başının üzerine doğru kaldırdı. Komodinin yanındaki pirinç yatak başlığına kadının bileklerini yumuşak bir ipek şalla sımsıkı bağladı. Elif artık yatakta tamamen hareket kabiliyetini kaybetmiş, gözleri bağlı, kolları yukarıda sabitlenmiş bir haldeydi. Bedeninin tüm kıvrımları, pürüzsüz ve sıcak teni Aleks’in gözlerinin önüne serilmişti. Karanlığın içindeki Elif, derin derin nefes alırken göğsü hızla kalkıp iniyordu. "Şimdi tamamen benimsin bella," diye fısıldadı Aleks. Sesi odanın içinde geziniyor, Elif tam olarak adamın nereden dokunacağını kestiremiyordu. Aleks, elindeki deri kamçının yumuşak ucunu Elif’in göğüs arasına dokundurdu. İnce deri parçası kadının teninde aşağıya, göbeğine, oradan da iç bacaklarına doğru süzülürken Elif’in bedeninde hafif bir titreme dalgası yayıldı. Aleks, kamçıyı hafif bir ritimle kadının uyluklarına vurmaya başladı. Çıkan o hafif şaklama sesi ve teninde bıraktığı tatlı sızı, Elif’in ağzından kışkırtıcı bir inlemenin dökülmesine neden oldu. "Daha sert Aleks..." dedi Elif, karanlığın içinden başını geriye atarak. "Bana o sızıyı hissettir." Aleks, kadının bu arsız davetine karşılık vererek kamçının temasını biraz daha sertleştirdi. Kadının iç bacaklarına, kalçalarına inen hafif darbeler Elif’in teninde pembe izler bırakırken, kadının vücudu her darbede yatakta yukarı doğru kıvrılıyordu. Sızı ile hazzın muazzam birleşimi Elif’in zihnindeki tüm düşünceleri süpürüp götürmüştü. Kamçıyı kenara bırakan Aleks, yatak odasının bitişiğindeki küçük mutfak tezgahına doğru adımladı. Birkaç dakika sonra elinde iki kavanozla geri döndü: Biri yoğun, vişne taneli bir reçel, diğeri ise akışkan, sıcak bir çikolata sosuydu. Yatağa çıktığında, Aleks Elif’in üzerine doğru eğildi. Kadının gözleri hâlâ bağlıydı ama burnuna gelen o tatlı, yoğun koku neyin geldiğini haber veriyordu. "Seni bu gece dünyanın en tatlı günahı yapacağım," dedi Aleks. Aleks, kaşığı çikolata sosuna batırıp Elif’in pürüzsüz göğüslerinin üzerine cömertçe dökmeye başladı. Sıcak, akışkan çikolata kadının sıcak teninde süzülerek göbeğine doğru aktı. Ardından vişne reçelinin o taneli, kırmızı dokusunu Elif’in köprücük kemiklerine, boynuna ve dudaklarının kenarına yaydı. Elif, tenine temas eden o soğuk ve sıcak maddelerin yarattığı tezatlıkla sarsıldı. Aleks, hiç beklemeden dudaklarını kadının boynuna dayadı. Elif’in tenindeki reçeli ve çikolatayı diliyle yalamaya başladı. Islak, sıcak dili kadının köprücük kemiklerinden aşağıya doğru süzülüyor, çikolatayı kadının teninden adeta bir ziyafet çeker gibi temizliyordu. Dişlerini hafifçe kadının göğüs uçlarına geçirip tatlı sosu yalarken, Elif yatakta bileklerindeki ipek bağı zorlayarak çığlık benzeri bir inleme bıraktı. "Çok lezzetlisin bella," dedi Aleks, diliyle kadının göbeğindeki çikolata havuzunu temizlerken. "Senin her santimin bir günah." Elif, karanlığın ortasında Aleks’in bu arsız, sınır tanımayan yaklaşımıyla adeta alev almıştı. "Şimdi sıra sende Aleks," dedi Elif nefes nefese. "Bana da o tadı ver." Elif’in yönlendirmesiyle Aleks, reçel kavanozunu alıp kendi kaslı göğsüne, karın kaslarına ve aşağı doğru süzülen hattına döktü. Ardından Elif’in üzerindeki göze bağlanan ipek bandı hafifçe gevşetip kadının gözlerini açtı ama ellerini bağlı tutmaya devam etti. Elif, gözleri açıldığında karşısında çikolata ve reçelle kaplanmış, esmer ve kaslı bir İtalyan bedeni gördü. Dudaklarını bükerek arsız bir gülümsemeyle adama doğru eğildi. Bağlı kollarına rağmen yatakta doğrulup dilini Aleks’in esmer göğsüne bastırdı. Adamın kaslarındaki reçeli hırsla yalamaya, diliyle adamın karın kaslarında derin izler bırakmaya başladı. Aleks, kadının bu hırslı ve ıslak dil hareketleriyle başını geriye atıp İtalyanca küfürler savurdu. "Ah madonna..." diye haykırdı Aleks, Elif’in dili kendi kasıklarına doğru indikçe. Elif, adamın tenindeki tatlı sosları emerken, Aleks ellerini kadının saçlarının arasına daldırdı. İki beden de artık çikolata, reçel, ter ve saf şehvetle kaplanmıştı. Yatağın çarşafları birbirine katlanmış, oda tatlı ve afrodizyak bir kokuyla dolmuştu. Aleks, Elif’in bileklerindeki bağı yavaşça çözdü. Serbest kalan Elif, anında kollarını Aleks’in boynuna dolayarak adamı altına aldı. Üst pozisyona geçen Elif, adamın göğsünün üzerindeki çikolata kalıntılarını dudaklarıyla temizlerken, kalçalarını adamın sertleşmiş bedenine doğru bastırdı. "Bu gece kontrol bende Aleks," dedi Elif, adamın kulağını hafifçe ısırarak. "Beni zirveye çıkarana kadar durmayacaksın." Aleks, Elif’in belini elleriyle kavrayıp onu yukarı doğru kaldırdı ve tek bir güçlü hamleyle birleşmeyi sağladı. İki bedenin birbirine kenetlenmesiyle birlikte odada devasa bir haz dalgası patladı. Elif, adamın üzerinde ritmik bir şekilde yukarı aşağı hareket etmeye başladı. Saçları Aleks’in yüzüne dökülüyor, terle kaplanmış bedenleri her çarpışta ıslak, şehvetli sesler çıkarıyordu. Aleks, aşağıdan kadının hareketlerine güçlü kalça hamleleriyle karşılık veriyordu. Elleri Elif’in kalçalarını sıkıca kavrıyor, kadını kendine daha da bastırıyordu. Tenlerindeki reçel ve çikolata sosu, sürtünmenin etkisiyle kaygan bir doku oluşturmuş, birleşmenin şiddetini ve hazzını katbekat artırmıştı. "Daha hızlı Elif!" diye bağırdı Aleks, İtalyan aksanıyla. "Più veloce, bella!" Elif, adamın göğsüne ellerini dayayarak temposunu en üst raddeye çıkardı. Karanlık odanın duvarlarında sadece ikisinin nefes nefese kalmış haykırışları, bacaklarının birbirine çarpma sesleri ve yatağın gıcırtısı yankılanıyordu. Elif, zihnindeki tüm kimsesizliği, Ateş’in o boğucu baskısını ve geçmişin tüm yükünü bu vahşi birleşmenin içinde yakıp kül ediyordu. Aleks, pozisyonu değiştirmek için Elif’i tek bir hamlede altına aldı. Kadının bacaklarını kendi omuzlarına doğru kaldırıp hamlelerini derinleştirdi. Her bir vurulda Elif’in sırtı yataktan havalanıyor, elleri çarşafları yırtarcasına sıkıyordu. Aleks, kadının yüzüne dökülen reçelli saç tutamlarını geriye iterek Elif’in dudaklarına tekrar kapandı. Ağızlarındaki tatlı, vişne ve çikolata aromalı tat birbirine karışırken, haz dayanılmaz bir noktaya ulaştı. Kamçıyı tekrar eline alan Aleks, ritmini bozmadan kamçının yumuşak ucunu kadının göğüslerine ve karnına hafif hafif vurmaya devam etti. Dokunuşların sertliği ve birleşmenin getirdiği o devasa derinlik, Elif’i tamamen gerçeklikten kopardı. "Zirvedeyim Aleks!" diye haykırdı Elif, gözleri hazzın getirdiği o sarhoşlukla kayarak. "Durma!" Aleks, kadının belini son bir güçle kavrayıp ritmini akıl almaz bir hıza çıkardı. İki beden de aynı anda, gecenin bu en yüksek noktasında patlamaya hazır birer volkan gibiydi. Elif, tırnaklarını Aleks’in omuzlarına gömüp içindeki o devasa kasılmayla birlikte oda boyunca çınlayan uzun, keskin bir çığlık attı. Bedeninin her bir hücresi hazzın şiddetiyle titrerken, Aleks de göğsünden yükselen derin bir böğürtüyle kendini kadının sıcaklığının ortasına bıraktı. Muazzam bir haz patlamasıyla ikisi de yatağın üzerine yığıldı. Göğüsleri hızla kalkıp iniyor, ter, reçel ve çikolatayla kaplanmış bedenleri birbirine yapışmış halde duruyordu. Odadaki o ağır, şehvetli koku yavaş yavaş sakinleşen nefeslerle birleşti. Gecenin ilerleyen saatlerinde, sabahın ilk ışıkları çatı katının pencerelerinden içeri süzülmeye başladığında Aleks yataktan kalktı. Üzerini giyindi, ceketini aldı. Yatakta sırtı dönük yatan Elif’e baktı. Elif uyanıktı ama arkasını dönmedi. Aleks, cebinden çıkardığı sigarayı yakıp Elif’in omuzuna bir öpücük kondurdu. "Harika bir geceydi bella," dedi Aleks. "Kendine iyi bak." Elif, sadece hafif bir baş hareketiyle yanıt verdi. Aleks kapıyı vurup gittiğinde oda tamamen sessizliğe büründü. Elif yataktan kalktı. Banyoya geçip sıcak suyu açtı. Vücudundaki reçel ve çikolata kalıntıları suyla birlikte süzülüp giderken, tenindeki o kamçı izleri ve hafif kızarıklıklar gecenin ne kadar vahşi geçtiğinin nişanesiydi. Banyodan çıkıp bornozunu giydi, aynanın karşısına geçti. Yüzünde en ufak bir pişmanlık yoktu; aksine, arzusunu doyurmuş, kendi kurallarıyla yaşamış olmanın getirdiği o arsız tazelik vardı. Saatler sonra Elif, hiçbir şey olmamış gibi kusursuz siyah elbisesini giyip restoranına gitti. Saçları yapılı, makyajı tamdı. Restoranın kapısından içeri girdiğinde Ezgi onu karşıladı. "Neredesin sen Elif?" dedi Ezgi endişeyle. "Ateş sabahın köründen beri burada! Dün geceden sonra çıldırmış gibi. Barın köşesinde oturmuş seni bekliyor." Elif, Ezgi’nin bu telaşlı haline karşılık hafifçe kıkırdadı. Yüzüne o en arsız, en kışkırtıcı gülümsemesini takındı. Doğrudan bar tezgahına doğru yürüdü. Ateş, barın köşesinde, önündeki soğumuş kahve bardağıyla oturuyordu. Gözleri morarmış, günlerdir uyumadığı her halinden belliydi. Elif’in içeri girdiğini, teninden yayılan o hafif tatlı kokuyu ve yüzündeki o doygun, umursamaz ifadeyi görünce hızla ayağa kalktı. Ateş, Elif’in yanına yaklaşıp kadının bileğini kavradı. Sesi öfkeden ve kıskançlıktan titriyordu. "Neredeydin sen?" diye gürledi Ateş. "Dün gece o adamla mıydın? Söyle bana Elif!" Elif, bileğindeki eli yavaşça itti. Ateş’in tam gözlerinin içine bakarak dudaklarını adama doğru yaklaştırdı. Sesi bir bıçak kadar keskin, bir şarap kadar arsızdı. "Evet Ateş," dedi Elif, arsızca sırıatarak. "Dün gece İtalyan bir adamın yatağındaydım. Beni gözlerimi bağlayıp kamçıladı, üzerime çikolatalar, reçeller döktü. Beni öyle bir doyurdu, öyle bir haz yaşattı ki... Hayatımda geçirdiğim en harika geceydi." Ateş’in yüzü öfkeden bembeyaz kesildi. Göğsü bir körük gibi inip kalkıyordu. Elif ise onun bu yıkılmış, kıskançlıktan çıldırmış halini izlerken içindeki o mağrur hazzı iliklerine kadar hissetti. "Ama sen..." dedi Elif, işaret parmağını Ateş’in göğsüne bastırarak. "Sen sadece burada oturup beni hayal etmeye devam edeceksin patron. Çünkü senin sahte dünyan, benim bu vahşi gecelerimin yanına bile yaklaşamaz." Elif, arkasını dönüp barmen ekipmanlarını düzenlemeye başladı. Ateş ise o restoranın ortasında, kendi arzusu ve kırılmış gururuyla baş başa, bir kez daha reddedilmişliğin ağır yükü altında donup kaldı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD