Ateş, Elif’in evinin kapısını arkasından büyük bir gürültüyle çarpıp gecenin o zifiri karanlığına doğru adım attığında, damarlarında akan kanın öfkeden köpürdüğünü hissediyordu. Şehrin soğuk pusu yüzüne çarparken, az önce salondaki o masif ahşap masanın üzerinde yaşananlar, Elif’in o buz gibi, aşağılayıcı ses tonu zihninde bir kırbaç gibi şaklıyordu. Hayatı boyunca hiçbir kadından böylesi bir darbe almamış, gururu hiç bu kadar acımasızca, ayaklar altına alınarak çiğnenmemişti. Arabasına binip motoru öfkeyle çalıştırdığında, elleri direksiyonu öyle bir sıkıyordu ki parmak eklemleri bembeyaz kesilmişti. Aynaya baktığında gördüğü adam, her istediğini elde eden, gücüyle ve parasıyla dünyaya meydan okuyan o kibirli Ateş değil; o lüks krallığın ortasında bir kadın tarafından tek bir hamleyle çıp

