Çilli Horoz ile Bitli Pakize

1482 Words
Sabah annemin sesiyle gözlerimi açtım. ''Naz kızım , hadi kalk artık sabah oldu .'' '' Anne çilli horaz daha ötmedi .Demek ki daha sabah olmadı.'' Dedim ve yorganı kafama kadar çekip uyumaya devam edecekken kafamda acı ile yataktan fırladım. '' Çilli horaz bir randevum var .Bugün Nazlı'yı sen uyandırır mısın? Dedi .Bende tabi uyandırırım dedim.'' Dedi annem sitemle Annem elinde terliği bana bakıyordu.İkinci bir terlik vakasını umursamadan konuştum ''Anne ben yirmi dört yaşındayım farkında mısın! Evlensem boyum kadar çocuğum olurdu. Çilli horaza da aşkolsun. Beni bir tavuk için yüzüstü bıraktı.Kesin Naciye Teyze'nin bitli pakizesiyle randuvaya çıkmıştır.Dedem izin verseydi Çilli'yi çoktan pişirmiş afiyetle yer olurdum.'' Dedim ve yataktan kalkıp dolabamın karşısına geçtim. '' Bitli mitli ama bulmuş birini.Sen bir horaz bulamadın . Başıma kalıcaksın .'' dedi annem '' Gitmeyeceğim işte, yaşlana kadar yanında kalıp kafanı şişireceğim. Hem terliğin modası geçti.Biraz yaratıcı olun .'' dedim ve dolapdan bol asker yeşili pantolon , siyah kazağı alıp yatağın üzerine koyup anneme döndüm.Elini çenesine koyup düşünüyordu. '' Anne ne düşünüyorsun?'' '' Yeni dayak yöntemleri.Sonuçta annelik bir hizmet ve ben müşterilerin isteklerini önemserim. Artık terlik yok yerine falaka var. '' '' Falaka?'' dedim sorarcasına '' Hani ayaklarını bir sobaya bağlıyorlar .Sonra başka biri sopa ile vuruyor.Nasıl beğendin mi? Herşey müşteri memnuyeti için .'' dedi ve gülerek odada çıktı. ************* Bu tatlı , komik, eğlenceli ve zekasıyla yarışa girmesi imkansız kişi annem Nesrin Şimşek. Kendisi hemşiredir.O dönemde kızları okula göndermezlermiş. Hasan Dedem kimseyi umursamamış ve annemi okula yollamış. Dedem oğlu'nu yani dayım Uğur Koca 'nın okuması için uğraşmış ama olmamış. Hasan Dedemin berber dükkanı var.Dayım da bu dükkanı bıraktı. Dayım 'ın eşi Gülşah ve çocukları Osman ve Gökçe liseden sonra devam etmediler.Dayım berber dükkan'ı Osman'a bıraktı, kendisi de bir kahvehane açtı.Gökçe kafasını evlilikle bozmuş kuzenim.Güzel bir kız aslında ama gelen her görüyücüyü geri gönderiyor.Çünkü çocukluktan beri Salih Ağa'nın oğlu Taner Çamuroğlu seviyor. Ama Taner bana başka birinden hoşlandığını söyledi.Bende bunu Gökçe'ye söyledim.O da sen beni kıskanıyorsun.O yüzden bunu söyledin dedi.O günden sonra pek anlaşamayız. İlk duyduğumda bu devirde ağalık mı kaldı dedim.Hasan dedem '' bu devirde para kimdeyse ağalık onda dedi. Salih Ağa eşi Ayşe ve çocukları Taner ve Canan . Salih Ağa'nın kardeşi Cemal Çamuroğlu abisinin tam tersi .Bazen hastanede karıştıklarını düşünüyorum.Cemal Amcanın eşi Gülsüm ve kızı Semra Çamuroğlu ailesinde anlaştığım tek kişi.Semra ile çok yakın arkadaşız.İstanbul' a gittiğimde bile iletişimi koparmadık. Taner'le çocukluk arkadaşıyız ama Canan 'la da anlaşamayız.Kendisi biricik kuzenimin kankası olur.Bu Canan da kuzenim Osman dan hoşlanıyor.Osman başka birini sevdiğini Canan'a söyledi ama kız ısrarla peşinden koşmaya devam ediyor. Aşk bu kalbin kimi seveceğini senin iznin olmadan seçiyor.Keşke kalbe söz geçse. Yapma dur.O kalbi seçme deseydik.Bu kadar acı çekermiydik. Aşkı hiç hissetmemiş biri olarak belki hiç hissedemiyeceğim.Yine de Aşk'tan gelen herşey makmuldür. Sizce aşk tesadüf mü? Kader mi? Yada kaderin çizdiği bir tesadüf mü? Annem ve babam kötü bir teadüfle karşılaşmışlar.Babam Cevahir Şimşek İstanbul dan Sarmaşık karakoluna bir görev için gelmiş.Köyün yakınlarında pusuya düşürülmüş ve yaralanmış.Köylü'nün biri bulup dedemin evine getirmiş.Köyde sağlık ocağı o dönemde yokmuş.Annemde hemşire olduğu için onun yanına getirmişler.Annem yarasını temizlemiş.Dedem babamı bir hafta misafir etmiş. Bir hafta içinde köyde dedikodu başlamış.Genç kızın bulunduğu evde yabancı bir erkek köy yerinde hoş görülmezdi.Dedem dedikodulardan canı sıkılsada misafire göstermedi.Babam durumu anlayıp evden ayrıldı ama annemin bir kere adı çıkmıştı.Babam bir hafta sonra elinde çiçek ve komutanı ile annemi istemeye gelmişti. Annem ve babam evlendikten sonra İstanbul'a yerleştiler.Sonra ben doğmuşum Nazlı Şimşek. Yirmi dört yaşında bir veteriner .Babama asker olmak istediğimi söylediğimde izin vermedi ama bildiği herşeyi öğretti.Doğum günümde özel yapım bir silah almıştı.O silahı hiç kullanmayacağımı düşünüyordum.Sadece anı olarak saklardım.Ama şimdi babamın katil veya katillerini o silahla cezalarını vereceğim. Annem 'in ısrarları üzerine Babam tahinini sarmaşık karakoluna aldılar.Benim okulum bitti arkadaşımın vetenerlik klinikte çalışıp para biriktiyordum.Hayalim kendi Köyümde veterinerlik ofisi açamaktı.Babam annem ve ikiz kardeşlerim Ceren ve Can ile birlikte köye gittiler. Bir ay sonra parayı tamamlamış köye gidecekken babamın şehit haberini aldım.O günden sonra hayat durmuştu.O ÖLEMEZDİ.KAHRAMANLAR ASLA ÖLMEZ Kİ. Bir hafta hastanede geçirdim sonra toparlanıp köye gittim.Babamın olayını biraz araştırınca bu işte birşeyler olduğunu anladım. Babam pusuya düşmedi ,babama tuzak kurdular.Bunu yapan kişi yada kişiler kimse bedellerini ödeyecekler. Geçmişimi öğrendiniz . Peki ya geleceğimi öğrenmeye hazır mısınız? ********* Üstümü giyinip aşağa indim.Annemin elindeki sofra bezini alıp yere serdim. '' İkizler nerede?'' dedim annem '' Seslendim ama hale inmediler.'' Dedi ve arkasına dönüp bağırdı. '' Can , Ceren okula geç kalacaksınız.'' Dedi '' Geliyoruz anne .'' dedi Ceren Tepsiyide semen'in( yer sofrası hazırlarken tepsinin altında olan ahşap küçük masa) üzerine koydum. Can ve Ceren yere oturup sofra bezini dizlerinin üstüne koydular.Bende çayları koyup kahvaltıya başladık. Yemeğimizi yedik ,ben de masayı topladım.Can ve Ceren karşıma dikilip avuçlarını açtılar.Bunlar Para isteme şekilleri bizim cimcimelerin. Eskiden annem dahil babamın karşısına geçip ellerimi açardık.Önce avuclarımızı öper ondan sonra para koyardı.Babam olmadığına göre artık bunları ben yapacağım.Cebimden para çıkarıp önce avuçlarını öpüp sonra para koydum. Can ve Ceren bacaklarıma sıkıca sarıldılar.Annemde bizi uzaktan gözü yaşlı seyrediyordu.Ceren'in sözüyle göğsüm sıkıştı nefes almadım. ''Babam da bunu yapardı.Yoksa sende mi öleceksin abla.Babam gibi gidecek misin ?'' dedi Ceren ''Bırakmam sesi abla .Babam dan sonra sende gidemezsin.'' Dedi Can. Boylarına yetişebilmek için diz çöktüm ve kollarım altına aldım. '' Sizi bırakmaya hiç niyetim yok. Daha düğünüzde göbek atacağım.'' dedim gülerek. '' Yazık ! bak Ceren. Nazlı ablam hiç evlenemeyeceği için bizim düğünde göbek atacamış.'' dedi Can gülerek.Ceren bana döndü.Elini teselli için omuzuma koydu. '' Bu yaştan sonra çocuklarıda olmaz.'' Dedi ve Can'a döndü kısık sesle söylesede duymuştum. '' Menopoza girdiya oldan'' dedi Ceren . '' Siz bana evde kaldı mı demek istediniz.'' Dedim .Can ve Ceren birbirine bakıp aynı anda konuştular. '' Evet Evde kaldın.'' Dediler ve dışarı koştular.Anneme yanağından öpüp sitemle konuştum. '' Senden öğreniyor değil mi bunları.'' Dedim sahte sinirle '' Hadi çocuklar okula geç kalacak .'' Dedi Kapıdan çıkarken sensöre takıldık.Bu bildiğiniz sensöre benzemez.Bu Şeker kız sensörü. '' Kız baytar bana uğramadan mı gidiyorsun?'' dedi sitemle Kendisi ananem olur adı gibi tatlıya düşkün karşınızda Şeker Koca.Kendisi akide şekerine çok sever ve kimseyle paylaşmaz. Koynunda bir kese var şekerlerini orada saklar.Her ilçeye gittiğim zaman mutlaka akide şekeri siparişi verir.Yanağından öpüp konuştum. '' Emriniz anlaşılmıştır Şeker kız .'' dedim ve dışarı çıktım.Gri pikabıma binip önce çocukları okula bıraktım.Can ve Ceren ile bereber araban indim. '' Bir günde erken kalkıp okula yürüyerek gelsiniz.'' Dedim sitemler '' Bizde seni çok seviyoruz abla .'' dediler ve beni umursamadan okullarına girdiler. Arabaya binecekken Begüm'ü gördüm.Bizim cimcimelerin sınıf öğretmeni.Sarmaşık ilkokulu 'nda dört öğretmen var.Begüm,Derya ,Furkan ve Evren.Köydeki tek arkadaşlarım. '' Günaydın Begüm.'' Dedim '' Günaydın Nazlı.Çocukları bırakmaya mı geldin?'' dedi Begüm '' Öyle ,hem ilçeye gidiyorum birşeye istiyor musunuz diye sormaya geldim.'' Dedim '' Sağol canım, yakında lojmandan çıkıp ilçede ev tutmayı düşünüyoruz.Hem Evren ve Fuat hoca da ilçede oturuyorlar.Arabayla getirebileceklerini söylediler.'' Dedi '' Zor olmasın, gidip gelmek.'' Dedim '' Biliyorsun lojman yeterince ısınmıyor,banyo desen yıkılıyor.'' Dedi '' Siz bilirsiniz .Hadi görüşürüz.'' Dedim ve arabaya bindim.İlçeye gidecekken Osman aradı . '' Efendim Osman.'' '' Annen söyledi .İlçeye gidiyormuşsun beni de al .'' '' Neredesin?'' dedim '' Berber dükanındayım.'' '' Tamam geliyorum.'' Dedim ve kapattım. Dükkana girdim ama çırak Mustafa dan başka kimse yoktu. '' Mıstık, nerede ustan olacak o gereksiz.Beni çağırıyor kendi yok.'' Dedim '' Nazlı abla babası çağırdı Kahvehane'ye gitti.'' '' Git çağır şunu .Beş dakikaya gelmezse giderim söyle ona.''dedim ve berber sandelyesine oturdum. '' Birader, acilinde bir sakal tıraşı.'' Dedi tanıdık bir ses ve devam etti konuşmasına ''Çocuklar sizde oturun birazdan karakola gideriz.'' Dedi İçeri babamın postası Yusuf girdi. ''Levent Yüzbaş araçı tamirhaneye götürdüm,usta yarım saat sürer dedi.İsterseniz başka bir araç isteyim.'' Dedi Yusuf '' Gerek yok bekleriz.Hem aceleyle yola çıkınca traş olamadım.Albayın karşısına böyle çıkılmaz.Traş erken biterse yemekte yeriz.'' Dedi ve bana döndü. '' Hadi birader,'' dedi Levent. Bu Yüzbaşı da fazla oldu.Tamam biraz bakımsız olabirim. Elime traş fırçası ve sabunu alıp karşısına geçtim. '' Birader demezsek sevinir.'' Dediğim de Yüzbaşı ve arkadaşları dahil ağzı açık bakıyordu. '' Ben sizi ...''dedi '' Evet erkek sandınız.Boşverin şimdi aceleniz var sanırım .'' dedim ve havluyu uzattım. '' Dükkan'ın sahibi yok sanırım.Biz daha sonra geliriz.'' Dedi Yüzbaşı ayağa kalkacakken omuzlarından ittip koltuğa oturttum. '' Şu havluyu takın.Traş konusunda iyiyim.İsterseniz Yusuf' a sorun.'' Dedim '' Öyle komutanım ,Albayı bile Nazlı traş etti.'' Dedi Yusuf Yüzbaşıya yaklaşıp yakasını düzeltim, boynuna havluyu koyup uzaklaştım. Fırçayı ıslatıp sabuna sürdüm.Köpürünce Yüzbaşıya yaklaştım.Kalbim haddiden fazla hızlıydı.İnşallah dışardan duyulmuyordur.Elimle çenesini tutup fırçayı sakallarını üstünde gezdirdim.Mavi gözlerini üzerime dikip her yaptığımı izliyordu.Ona bu kadar yakın olmak beni rahatsız ediyordu. Usturayı almak için onda uzaklaşıtım. Mavi gözlerin hapsinden kurtulunca derin bir nefes aldı.Dolaptan usturayı alıp traşa başladım.Böyle bakma dikkatim dağılıyor.Biryerini kesicem şimdi.Tam traj bitti derken yanağını kesmiştim . '' Ah!'' dedi Yüzbaşı Boynundaki havluyu çıkarıp yüzünü sildim. ''Öyle bakmasaydın.Benimde dikkatim dağılmazdı.'' Dedim ve yara bantı açıp yüzüne yapıştıracakken durdum. '' Nasıl bakmış '' dedi Yüzbaşı sırıtarak. Elimdeki yara bandını yarasına yapıştırdım . '' Öküzün trene baktığı gibi'' dedim gülerek '' Bir Yüzbaşıya öküz dedin .Büyük cesaret'' dedi Yüzbaşı '' Teşbih de hata olmaz Yüzbaş'' dedim Yüzbaşı parasını ödeyip gittiler.Elim kalbimde peşinden bakakaldım . FİKİRLERİNİZİ BEKLİYORUM.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD