Hamdullah, Solin’e öyle bir bakıyordu ki... Sanki dünyanın en güzel çiçeği, hayatının baharında koparılmış, ziyan edilmiş bir güzellikti. . Büyümesine izin verilmemişti. Ne yaparsa yapsın... Yaksın, yıksın, yakıp kül etsin, o yine de ona "dur" demeyecekti. Aksine, ne olursa olsun onun yanında duracaktı. Çocuk yaşta yaşadıkları yetmezmiş gibi, şimdi bir de geçmişin gölgesi çöküyordu üzerine. Unuttukları, hatırladıklarına karışmıştı. Annesinin neden Fırat’a kendini atarak intihar ettiğini bilmiyordu. Kötü şeyler yaşamış olabileceğini düşünmüştü ama böylesini asla tahmin etmemişti. Yüreği delik deşik olmuşken, ona iyi gelen tek şey Hamdullah’ın elini tutmasıydı. Hamdullah başta elini bu kadar uzun süredir tuttuğunun farkında bile değildi. Fark ettiğinde ise hiçbir şey değişmedi. Aksine, el

