Hamdullah, Solin’e baktığında farkında olmadan gülümsüyordu. Solin, sanki hayatında hiç oyun oynamamış gibi yüzünde çocukça bir gülümsemeyle oynarken yenildiğini görünce Hamdullah kendi kendine, "Hiç değişmemiş cadı, hâlâ oynamayı bilmiyor." diye mırıldanıp gülmüştü. Hamdullah, babasıyla birlikte Solin’lere giderken, Solin onunla oyun oynaması için zorlardı. Ancak Solin oyunu bilmediği için oturup ağlardı. O günleri hatırlayınca, gözlerinin önünde Solin küçücük bir çocuk gibi canlandı. Arabadan inip doğru yürürken, kapıdaki adamla konuşuyordu. Bu sırada Solin, elindeki topu doğrudan onun kafasına fırlattı. Hamdullah topun Solin’den geldiğini anladığında fark ettirmemeye çalışarak baktı. Solin ise alt dudağını ısırıp gülmemek için kendini zor tutuyordu. Hamdullah, biraz ileridek

