Dilzar, kız kardeşini göreceği düşüncesiyle o kadar heyecanlıydı ki, telefonunu bile almayı akıl etmemiş, gelenlere doğru düzgün soru bile sormamıştı. İçini bir heyecan kaplamıştı; ama gittiği yer bambaşkaydı. Adamlar, sanki gerçekten de onu kocasına götürüyorlarmış gibi çarşıdan geçip sessiz ve tenha bir yola girdiklerinde, Dilzar etrafına bakarak şüphelendi ama ilk başta bir şey söylemedi. — Ne zaman Ravend'in yanına varacağız? — Birazdan efendim. Kocanız, sizi başka bir yere götürmemizi söyledi... Amaçları yalnızca zaman kazanmaktı. Dilzar, içini kaplayan korkuya rağmen sessizce başını salladı. Ardından titrek bir sesle konuştu: — Telefonunuzu verir misiniz? Benimki evde kaldı, aileme haber vermem gerek... Gözlüklerini çıkarmadan ona bakan adam, soğukkanlı bir ifadeyle cevap verd

