Hamdullah, Solin’e sımsıkı sarıldığında, o an Solin’in içindeki bütün fırtınalar dinecekmiş gibi hissetmişti. Çünkü Hamdullah, ona ne kadar kızgın olursa olsun, hâlâ sarılabiliyordu… Hâlâ onu bırakmamıştı. Solin, bu öfkenin aslında kendisi için olduğunu biliyordu. Kalbi, Hamdullah’ın tenindeki kokuyu içine çekerken daha da derin bir sevgiyle dolmak istiyordu. Gözlerini yumdu. Hamdullah’ın göğsü hızla inip kalkıyordu, sanki içinde bir şey sıkışıyor, canını acıtıyordu. Bir eli Solin’in sırtındaydı, diğer eliyle saçlarını usulca okşarken başını eğip alnına bir öpücük kondurdu. Hiçbir şey söylemeden, sadece bakıp çıktı Solin ardından bakarken, en çok da Hamdullah'ın “ sen bizi hiç düşünmedin ” demesine üzülüyordu. Yoksa kendine zerre kadar acıması kalmamıştı bu kadının. Ama Hamdullah iç

