İlayda'dan " Sana kaçtım! " dedim. Öyle bir bakıyordu ki. Yem tutmamaya çalışan balık gibi ağzını açtı açtı kapattı. " Bana kaçtın? " diye sorarken eliyle kendini gösterip hafif tebessüm etti. " Evet." Gözlerim gözlerine sabitti.İfadesi şaşkındı ama gözlerinin kahveleri kaynıyordu yine. " Kaçtığın yer sizin eve on metre uzaklıkta emin misin? " Elimi ağzıma koyup kıkırdadım. " Seni görmeye geldim Reis, almayacak mısın beni içeri? " diyerek gözlerine üzgünce baktım. Bazen benim de dilimin tutulduğu anlar olurdu. Şaşırdığımda, korktuğumda ya da çok sevinçli olduğum anlarda. Şimdi Aziz'in de dili tutulmuş gibi bana diyecek söz bulamadığını anlıyordum. " Seni içeri almamak mı? Ben, sen olmuşum zaten." Yüzümde şapşal bir gülümseme vardır biliyorum. Elini uzatıp beni içeri çekti

