POYRAZ YANIL'ın ağzından... Boğuluyorum. Bir yol var içimde, yürüyorum. Bu yolun bir sonu olmadığını hissedebiliyorum ama o kadar yürüdüğüm için geri de dönemiyordum. Bu ikilem, bu belirsizlik boğazıma yapışmış, yakamdan sarkıyordu. Yüzüme yediğim ikinci yumruk dengemi sarsmaya yetmişti. Geriye, yere doğru düştüm. Hadi, hadi bir tane daha vur. Bu seferki darbeyi sert bir tekmeyle karnımdan yemiştim. Siktir, bu acıtmıştı. Yüzüme vurması gerekiyordu çünkü karnımdaki izi ben göstermeden fark edemezdi. Oysaki ben söylemeden, göstermeden görmesini istiyordum. "Eğer bir daha bana veya adamlarıma bulaştığını görürsem seni buraya gömerim, tamam mı lan!?" Bu kadar mıydı? En fazla burnum kanamıştı. Onun yanına böyle gidemezdim. Elime bir bez tutuşturup tekrar eve yollardı. Bunu istemiyorum,

