Eylül: Yapamıyorumm.
Bu sefer ilk mesajı ben yollamıştım. Okuldan çıktığım gibi eve geldim. Ne kadar bir kafede oturmak istesem de evin yolunu tutmuştum. Çünkü çok fazla ödevim vardı. Çalışkan bir kız olmasam da derslerle arama bir yudum su kadar mesafe koyardım ama bugün öğrendiğim şeyle o bir yudum da boğazımda buz tutmuş akmıyordu sanki. Meğersem iki hafta önce matematikten elli kusür sayfalık test çözmem gerekiyormuş ve ben bunu diğer ödevlerimin arasında bir şekilde sıkıştırıp bitirmem gerekiyordu.
0569******: Yolla bana.
Eylül: Neyi?
0569******: Zorlandığın ödevini.
Mesajları tekrar okudum ama ödevle ilgili hiçbir şey söylemediğimi gördüm. Nasıl anladı ki? Gerçi niye şaşırıyorsam okullu bir kızdan fazlasını beklememek lazım, oda farkında.
Eylül: İbrahim içinde bir miktar su bulunan şişe buluyor. Şişenin içindeki suyun üçte biri kadar su içilirse toplam ağırlık m gramdır. Şişeye içindeki suyun 2 katı kadar su konursa toplam ağırlık k gramdır. Buna göre şişenin ağırlığını k ve m cinsinden bulunuz.
yaklaşık 10 dakika sonra...
0569******: İbrahim Allah belanı versin.
Eylül: Ne jkkkjfjbkxkljfkjfdjlf.
Matematik kitabını bırakıp elime ilk gelen coğrafyayı aldım.
Eylül: Başka bir soru soruyorum matematikle bu işi yürütemeyiz. Türkiye deki akarsuların genel özelliğini söyler misin?
0569******: Akarlar?
Eylül: Yok canım emin misin?
0569******: Senin benimle dalga geçtiğini bildiğim kadar eminim.
Eylül: Ndjdnsnsnsnsnsmms.
Ama o kadar çok gülmüştüm ki gözlerimin yaşarmasından ekranı bulanık görüyordum.
0569******: Gülüyor musun?
Eylül: Gülmek mi? Yaş geldi be gözümden.
0569******: O zaman ne mutlu bana.
Artık ağrıyan yanaklarımı tutarken bana iki tane resim yolladı. Bu sefer tereddüt etmeden üzerlerine tıkladım. İnternet net çekmediği için açılmasını beklemem gerekti.
Açıldı ve ben ellerim yanaklarım da tuhaf tuhaf ekrana bakmaya başladım. Çünkü bana, ona sorduğum soruların çözülmüş hallerini boş bir kağıda yazarak yollamıştı. Bunu nedense beklemiyordum.
Teşekkür edecekken benden önce davranarak mesaj attı.
0569******: Bana borçlandın.
Eylül: Neden ki?
0569******: Ödevini yaptım.
Eylül: Ee! Yapmasaydın ben sana söylemedim ki sen kendin istedin.
Eylül: Asıl sen bana borçlusun.
0569******: Bir dakika, o niye lan!
Eylül: Boş boş oturacağına benim sayemde bilgilerini tazeledin.
0569******: LANN!
Eylül: Hjfllghdkfghkdfjghfdjgh.
0569******: Doğru olmasına mı yanayım diyecek bir şey bulamama mı?
Eylül: Şaka maka gerçekten teşekkür ederim.
0569******: Olur mu öyle şey ben teşekkür ederim.
Eylül: Ghjgdskgljgkdfklghdf.
Eylül: Eh ödevim de tamamlandığına göre ben uyumaya kaçar.
Tabikide uyuyamazdım daha yapmam gereken o kadar ödev varken uyumak, hayaldi artık bana. Ama şimdi konuşmaya devam edersem de hiçbir şey yapamayacaktım. Nedense yalan söylediğim için kötü hissettim ama ona da ödevimle ilgilenmem gerek konuşamam da diyemezdim.
0569******: Tamam git hadi.
Eylül: Tamam gidiyorum.
0569******: Peki git hadi.
Eylül: Gidiyorum bak sonra üzülürsün falan emin misin?
0569******: Gitsene kızım.
Eylül: Sen beni kovamazsın ben kendim giderim ve gitmeyecem.
0569******:Tamam gitme.
Eylül: Ama uykum var.
(Ama ödevlerim var!)
0569******: Lan! Hjssdskfsldfsdgklhlds.
Eylül: Tamam tamam hadi iyi geceler sana :)
0569******: Eyvallah güzellik sana da iyi geceler :))
Gülerekten çıktım mesajlardan. O an gözüme telefon numarasının rakamları çarptı. Daha kaydetmemiştim ve o anda ismini hala öğrenmediğim aklıma geldi. Ne o sormuştu nede ben. Şimdi sorarsam konuşma yine uzayacaktı, bu yüzden yarın sormama karar verdim.
Umarım unutmam.
Rehbere girip isim bölümüne tıkladım. O sayıları görmek yerine bir isim görmek istedim.
Şimdilik ne yazabilirdim acaba?
Bilinmez? Tuhaf.
Bilinmeyen? Daha tuhaf.
Bana numaraları sallayarak beni bulduğunu söylemişti. Kaza kurşunu diye mi kaydetsem?
Lütfen şu telefonu kapat ve ödev başında ağlamaya devam et. Lütfen...
Yaptığım beyin fırtınasından sonra onu Aaa diye kaydettim.
Ah, canım kendim.
Daha yaratıcı olabilirdim ama bu kafayı ödevlerime yormak daha mantıklı olanıydı.