Bölüm 6

1213 Words
Yemeği de verme işlemini hallettikten sonra bir daha zil çalmadı. Akşamı zor etsem de hemen plazadan kaçar gibi çıktım. Önümde bir araba durdu ve arka cam indirildiğinde içerden Can beyin olduğunu gördüm. “Sedef! Gel seni bırakayım.” diyerek yeşil gözlerini üzerime dikti. Bu adamın da mı gözleri yeşilmiş diye geçirdim içimden. Tan beye ne kadar benziyor bu adam diye aklımdan geçti tekrar. Hala yanıt vermediğim için Can’ın bakışları üstümdeydi. “Teşekkür ederim ama hastaneye gideceğim.” dedim. Can endişeyle arabadan indi ve karşımda dikildi. Gözlerime dikerek bakışlarıyla sorgulayarak, “Sen iyi misin? Bir şey mi oldu yoksa?” diye sordu. “Ben iyim Can bey. Hastanede annem yatıyor, onu görmeye gideceğim.” dedim. Allahım bu yakınlık, bu fresh kokusu doluverdi içime. Bu kadar Can beye yakın olmak tuhaf hissettirdi beni. ***** Tan bir şey yaptı sandım. Aklım başımdan gitti. Arabadan inip kızı dikkatle süzdüm. Tanrım çok güzel, kokusu da ne böyle? Çiçek mi? Çiçekse hangisi yasemin mi, zambak mı?! Çok güzel kokuyor. Kafamı toparlayabildiğim de transtan çıkar gibi elini elimle tutarak “Hadi…” dedim “bin arabaya.” diye söyledim. Sedef şaşkınlıkla eline baktı elimle tuttuğuma şaşırmış olmalı. Bu hali çok sevimli oldukça masum görünüyor. Gülümsedim ve arabaya binmesine yardımcı oldum. Elinde tuttuğu trençkotunu bile giyememişti. Bacakları oldukça açıkta olduğu için gözlerim istemsiz bakakaldım. “Lanet olsun Can senin neyin var? Hastalıklı diye Tan’a söylüyorsun bir de!” diye kendime içimden kızdım ama bakışlarımı çekemiyordum. Neredeyse iç çamaşırı gözüküyordu. “Off Tan! Hepimizin ayarlarını sikip atıyorsun?” diye içimden söylenip bakışlarımı yere eğdim ve arabaya binip Sedef’in yanına oturdum. Sedef “Zahmet etmeseydiniz.” gibi şeyler söylese de aklım gördüğüm manzarada takılı kalmıştı. Lanet olsun onu dinleyemiyordum ve ona doğru bakmıyordum. “Neden bu işi kabul ettin?” diye patladım. Onun güzel yüzüne bakarak. Sustu dudaklarını diliyle yaladı. Kuruyan dudaklarını nemlendiren ben olmak istedim o an. Kendimi tutup ona bakmaya devam ettim. Arabanın camından dışarı çevirdi kafasını. Bana döndüğünde güzel ela gözleri doluydu. “Annem hasta, ameliyat ettirmem gerek.” dedi ve sustu. ***** Can da Tan bey gibi hasta olmalı… Nesi var bu adamın?! Kendi demedi mi? Tan beye o söylemedi mi beni alması gerektiğini. Bu adamlar normal değil. “Bu işten kurtul Sedef!” dedim kendime. Sustu bende sustum. Hastaneye getirdiklerinde ona doğru döner gibi yaptım ve ona bakmadan teşekkür edip indim. Araba hareket etti ve ben hastaneden içeri girmeden trençkotumu hemen giydim ve önümü bağladım. Annem normal odadaydı şükürler olsun. Yarın taburcu olabilecekti. Yanında kalmak istesem de annem dinlenmem için beni eve gönderdi. Dinletemedim kendimi. Neyse iyiydi ya çok şükür. Mutlulukla eve gittiğimde üstümü bile çıkarmadan sözleşmeyi elime alıp tekrar okumaya başladım. İşten istifa etmem durumunda annemin ameliyatının iki katı kadar tazminat ödemem gerektiğini okuyunca sinirden ağlayacaktım. “Nasıl okumadan imzalarsın?! Sen salaksın Sedef!!” diyerek topuzumu saçımı adeta yolarak bozdum. Banyoya girdim rahatlamak için. Duşta aklıma hem Tan hem Can geldi. Neden bu adamlar aklıma doluştu diye başımdan atmaya çalıştım. Hemen yatağa yattım. Telefona baktığımda Sevgi yazmıştı. “Günün nasıl geçti?” diye yazıyordu. “Boktan.” demek isterdim ama iyi diye geçiştirdim. “Annem yarın taburcu olacak.” diye ekledim. “Harika bu, ben onu hastaneden çıkarırım sen işe git. Anneni merak etme. Öğleye kadar dersim yok ben bakarım ona.” diye yazmıştı. “Sevgi çok teşekkür ederim canım arkadaşım.” diyerek kalp emojisi yazıp gönderdim. Tam bu sırada bir mail geldi. Artık telefondan maillere bakabiliyordum.Tan beyden gelmişti. “Siyah etek, beyaz gömlek.” yazmıştı sadece. “Peki Tan bey.” diye kendi kendime konuşarak yanıtladım. “Pes etmek yok Sedef, ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin!” diyerek kendime olan tüm kızgınlığıma sarılarak uyumaya çalıştım. Sabah olduğunda hazırlanmaya başladım. Çantama bir kitap attım böylelikle boş kaldığımda okuyabilirdim. Aldıklarımı poşetiyle dolaba tıktım. Siyah bir deri etek almış Sevgi. Allahım çok da uzunmuş gibi önde iki yanda yırtmacı vardı. Bu etekleri giysi diye satanların ben… diyerek giydim. Dar üstüme oturan beyaz gömleğin içine beyaz düz sütyen giydim. Beyaz iç çamaşırı giydim yine biraz daha az rahatsız ediciydi. Yarım tangamıymış mı neymiş alırken herşeyi suratıma suratıma söylerek aldığı için Sevgi hanım, ondan öğrenmiştim. “Ona yok yere kızıp durma Sedef! Senin suç!” diye kendime tekrar kızarak hazırlığımı bitirdim. Artık kendine kızmakta yok! Tazminat ödeme süresi geçince tazminat ödemek zorunda kalmadan bu işten ayrılacaksın. O zamana kadar dişini sıkacaksın diye tembihledim kendime, aynada topuzumu yaparken. ***** Aynaya baktığında görüntüsünden memnun kalan Sedef kırmızı ruj yerine pembe ruj sürdü. Sevgi’nin sürdüğü kadar cüretkar olmasa da fena değildi dudak renginden daha koyu bir tonda olduğu için ruju belirgindi. Trençkotunu yine giydi ve evden çıktı. Metroya doğru yürüdü. O kadar dalgındı ki ayakkabılarını her zaman ki giydiği spor ayakkabılar olduğunu farketmedi. İş yerine geldiği zaman asansöre yöneldi. Masasına yerleşmeden trençkotunu çıkardı ve ayakkabıları o zaman fark etti. “Hay Allah” diye söylenerek Tan beyin farketmemesi için dua etti. Tan bey geldi, Sedef’e anlık bakarak onun yanında durmadan geçti. ***** Dün akşam Can aramış ve Sedef’i kovmasını istemişti. Henüz bunu istemiyordu Tan. Ona ne yapılması gerektiği söylendiğindeyse inadına tersini yapmaya devam ediyordu. Biraz eğlenip bırakmaksa niyeti şimdi Sedef’i bırakmayı değil, onu daha da kışkırtmayı düşünüyor olmuştu. Zili çaldırdı ve Sedef’i beklemeye başladı. Sedef kapıyı tıklattı her zamanki gibi onu ilk çağırdığında söylediği sözleri söyledi ve bekledi. Tan onu süzerken ayakkabılarını farketti. “Sedef.” dedi sakin bir tonla “Bu ayakkabılarla buraya gelinmeyeceğini bilmiyor muydun?” diye sordu. Sedef içinde korkuyla da olsa Tan beye baktı ve “Üzgünüm farkında olmadan bunları giyip çıkmışım efendim. Farkettiğimde buradaydım.” dedi. “Demek öyle…” dedi Tan. “Bunun bir cezası olacak. İlk cezana hazır mısın Sedef?” diye şeytanca gülümseyerek Sedef’i izledi. ***** Yutkunmama mani olamadım. O gözlere baktığımda içimde bir sıcaklık hissettim. Hissettiğim şey ne tam olarak adlandıramıyordum ama bu sefer ne isteyecekse istediğini yapmaya hazır olduğumu farkediyordum. Tan buyurgan ses tonuyla konuştu. “Bacaklarını aç! Masanın üzerine eğil!” dedi sert bakışlarıyla. “Ama bu etek çok kısa efendim.” diye itiraz etmek istedim. Yüzüne baktığımda yutkunup susmak zorunda kaldım.Dediğini yapmaktan başka çarem yokmuş gibi hissediyordum. Sert yüzünde hiç bir mimik oynamıyordu. Sanki isteği çok sıradan bir şeydi. Bu işi almaktan başka çarem yoktu. Sözleşmeyi defalarca okumuştum ve durumumu ölçüp tartmıştım. Zorunlu olmak bir yana benden istediği şeyi yapmak için engel olamadığım bir heyecan hissi de yaşıyordum. Hafif uzun siyah saçlarıyla sert yakışıklı çehresi kasıklarımda ağrıya sebep oluyordu. Bakışları avını izleyen bir avcı gibiydi. O bakışlar hem buz gibi bakıyor, hem de için için beni yakıyordu. Bunu farketmek kilodumda ıslaklığa sebep olurken bu yabancı hisler heyecanlanmamı sağlıyordu. Dediğini yapmaya istekli olduğumu farketmek bile çılgınlıktı. Sevinç ve korkuyla karışık bir duyguyla benden istediğini yaptım. Masaya eğilip bacaklarımı ayırdım. Nefesimi sığ tutmaya çalışsam da kalbim öyle gümbürdüyordu ki. Masanın sertliği göğüslerimi adeta eziyordu. ***** Tan ürkek ceylanın bunu isteyerek yaptığını anlamıştı. “Daha ikinci günden kıvama geldi.” diye düşündü. Şu an bacak arasına eliyle dokunsa ıslaklığını hissedeceğini biliyordu Tan. Tan bunları öyle çok yapmıştı ki ufacık tepkilerden hatta tepkiye bile gerek olmadan arkadan bacak aralarının açıklığına bakarak kadınların istekli veya isteksiz olduğunu anlayabiliyordu. Islaklığını hayal ederek onu öylece biraz izledi. Sonra “Çık!” diye bağırdı. Sedef yine koşarcasına odadan çıktı. Hem utanç hem zevk karşısında ne hissedeceğinden emin değildi. Çok utanıyor ama yine de bir daha ister mi diye içinden geçiriyordu. Ne oluyordu ona böyle?! Ne! Devam edecek…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD